Bazen aylarca bir diziyi beklersin. İkinci yeni şiirleri gibi beklenir, hayaller kurulur, videoları izlenir, yorumları okunur, teorileri izlenir falan. Sonra dizi bir gelir ki çöp kokusundan burnunuz düşer. Rezalettir her açıdan üzülürsünüz. Bazen de beklentizi aşar, uçar gider. Aklınız almaz. Nasıl yapıyorlar düşüncesi içinde erir gider, Türk dizi sektörüne giydirdikten sonra İstiklâl Marşı ile günü kapatırsınız. Peki biz aylardır neyi bekliyorduk? Netlflix’in Altered Carbon dizisini. Her yanda virali dönen, inanılmaz bir reklam çalışması ile aklımızı alan bu yapımı bekliyorduk. Peki hakkını verdi mi?

‘Quiet in the Realm! Şiyar is here!’

Altered Carbon incelemesi

Fütüristik Bir Evren

Fütüristik bir yaklaşım ya da evren dediğimizde hepimizin aklına gelen manzara sanırım Tokyo sokaklarındaki dükkanların gece karanlığındaki o rengarenk ışıklarıdır. Nerdeyse her filmde aynı şekilde işlenmiş bu dizaynlara, büyük ve her saniye değişen bilboardları eklediğinizde elinize geçen film 2085’e ışınlanmış durumda oluyor. Futuristik temasını böyle işlemeye çalışan filmler denince de akıllara direkt olarak Ghost in the Shell, Lucy, Blade Runner, Cloud Atlas, Edge of Tomorrow, Assasin’s Creed, Mr. Nobody ve daha niceleri geliyor. Şimdi bu filmlerin yapamadıklarını düşünün. Özellikle Lucy ve Ghost in the Shell’in batırdığı yerleri. Onları atın. Elinize bu filmlerdeki en güzel konseptleri alın. Ghost in the Shell’deki vücut yapıları, Lucy’deki kanlı aksiyon sekansları, Assasin’s Creed’in Animus’u, Blade Runner’ın harika atmosfer ve diyalogları, Cloud Atlas’ın klon mantığı, Edge of  Tomorrow’un yeniden doğum sekansları ve aksiyon dozajı, Mr. Nobody’nin geçmiş-gelecek bağlantısı gibi. Bunları düşünün ve üzerine birçok muhteşem detay ekleyin. İşte Altered Carbon bu birleşimi başarmış.

Dizi çoklu gezegenler evreninde geçen bir dizi. Çok fazla gezegende yaşam var ancak uzayla pek işimiz yok. Olaylar ana karakterimiz Takeshi Kovacs etrafında dönüyor. Kovacs çocukluğunda evrenler arası düzen sağlayan bir orduda yer alıyormuş. Ancak, daha sonra kendisi bir anda isyancılara katılıyor! Kendilerine Elçiler diyen bu grubun amacı da ölümsüzlüğü beden yenileyerek yenmiş olan Meth insanlarına karşı mücadele etmek. Bir şekilde Takeshi hariç tüm Elçiler öldürülüyor ve Takeshi de bu olaydan birkaç yıl sonra öldürülerek buza yatırılıyor.

Omurilik soğanı çevresinde bulunan bir çip sayesinde kişilerin vicdan gibi duygularıyla birlikte insanı değerlerinin saklanması mümkün olabiliyor. Güzel teknoloji şimdi. Bu teknoloji sayesinde de Takeshi 250 yıl sonra bir cinayeti araştırması için uyandırılıyor. Kendisini uyandırıp, cinayeti araştırmasını isteyen kişi de gezegenin en güçlü adamı ve tabii ki bir Meth. Yani kendini ve insanlarını katledenlere hizmet vermek zorunda. Dizinin ana olay örgüsü kısaca bu.

Altered Carbon incelemesi

Geçmiş ve gelecekteki Takeshi Kovacs

Ölmeyen İnsanlar ve Taksim Şemsiyeleri

Bahsi geçen şehrimizde sürekli yağmur yağıyor. Aynı zamanda da tabii ki inanılmaz bir teknoloji içindeyiz. Hatta yapay zeka otelleri bile var. Takeshi’nin kaldığı otel mesela Raven isminde ama otelin yapay zekasının kendine koyduğu isim Poe. Adamın da tipini görünce Edgar Allen Poe’ya saygı duruşunu hemen görüyorsunuz. Kendisi böyle gerilimlerin erbabı biriydi çünkü. Bu dünyada da uzaylılardan alınmış bir teknoloji sayesinde ölüm yenilmiş. Yeterli parayı ödedikten sonra herkes bir beden satın alıp bilincini ona yükleyebiliyor.

Bu ölümsüzlük zincirinde yıllarca yaşayan zenginler tüm dünyanın kontrolünü almış durumda. Sürekli yağmur yağan ve karanlık olan yeryüzünde yaşayan normal insanlar var. Bulutların üstünde ise günlük güneşlik bir ortamda yaşayan elit Meth insanları var. Takeshi’yi dünyaya getirdikleri beden ise karmaşık bir beden. Bu esnada Takeshi hem geçmişte tıkalı kaldığı anılarla, hem geleceğin getirdiği karmaşıklarla hem de bulunduğu durumun amansız tesadüfleriyle ikilemlerde kalıp, duruyor. Bir yandan biz bunları izliyoruz, diğer yandan da evrenin muazzamlığı göz kamaştırıyor. Genel olarak sadece genelev teknolojisine aşina olacak olsak da yarattıkları gerçeklik gerçekten çok başarılı.

Altered Carbon incelemesi

Karanlık Altered Carbon dünyası.

Yukarda saydığım filmlerin hepsinden daha başarılı bile diyebilirim. Sadece takıldığım tek bir nokta var. İnsanlar bunca teknolojik gelişmede, ölümsüzlüğün dünyasında bile şeffaf 10 liralık Taksim şemsiyelerinden kullanıyor. Hâlâ normal sigara içiliyor falan. Tırnak makası da değişmemiştir tahminimce ama onu göremedik…

Tek Solukluk Dizi

Dizi hakkındaki en büyük artı kesinlikle kurdukları evren. Nefes kesici olduğunu bir kez daha söyleyebilirim. İkinci artıları ise hikâye örgüsü. Elimizde Methler ile Elçilerin 250 yıl önceki savaşı var. Bilgimiz yok. Takeshi ve kız kardeşinin küçüklüğü var. Bilgimiz yok. Bugünkü cinayet davası var. Bilgimiz yok. 10 bölüm için fazlasıyla materyal var ve hepsine yanıt alıyorsunuz bölümler ilerledikçe. O yüzden birazcık elinizi kaptırdığınız anda tüm vücudunuza nüfuz ediyor dizi. Bir başka artısı ise dizinin olağanüstü gerçekliği. Dizide bilinçler bir kapsül aracılığıyle bedenlere aktarılabiliyor. Mesela Takeshi’nin geçmişteki bedeni ile bugünkü bedeni farklı. Ama iki oyuncu da alkışlanacak performanslar sergilemişler. Asla ama asla yadırgamıyorsunuz beden değişimlerini. Normalde kadın olan birini beden olmadığı için erkek bedenine koymaları falan. Gene yadırgamıyorsunuz. Dizinin en muhteşem yaptığı şeylerden biri bu işte. Bizi inandırıyor! Dünyanın içinden asla çıkmıyoruz. Ben kendimi kafamın arkasını kaşırken buldum.

Oyuncu seçimleri genel olarak başarılı. 2-3 karakter haricinde bayıldım. Özellikle Jarvisvari bir role bürünen Poe gerçekten karakteri harika. Kitabın ruhunu genel olarak yakalayabildiklerini düşünüyorum. Takeshi Kovacs, her şeyini kaybetmiş bir adam. Ama aynı zamanda da bir anda hayatını geri elde etmiş bir adam. Bu ikilemi yansıtmak çok kolay bir şey değil. Tutarlı kalabilmek de aynı derecede zor. Ama kesinlikle büyük bütçenin etkilerini görüyorsunuz. Her bölümün aksiyon ve olay örgüsü sizi doyuruyor. Güldürüyor, duygulandırıyor, sinirlendiriyor ve en önemlisi etik tartışmalara itiyor. Ölümsüzlüğü Black Mirror‘ı anımsatan bir eda ile sunuyor Altered Carbon. Çok yaşayan insanların o muhteşem(!) hayatına ışık tutuyor. Tekrardan söylüyorum; biz bu insanların 400 yıl yaşadığına kesinlikle inandırılıyoruz. Psikolojik derinlik olarak gerçekten çok başarılı bir dizi. Her karakter açısından söyleyebilirim bunu. Kaybedenler, kazananlar… Hiç bir şey siyah beyaz değil. Net bir iyi ya da kötü kavramı yok. İki bölümde bir sürekli sizi şaşırtıyorlar. 10. bölümde ben şahsen kendim manyak oldum sanırım.

Altered Carbon incelemesi

Poe

Alternatif Karbon: Sonsuz Bir Döngü

Dizi son zamanlarda izlediğim en kusursuz işlerden olabilir. Birkaç diyalog klişesi ve 10 bölümün getirdiği hafif acelecilik hariç gözüme batan bir şey olmadı. Seks sahneleri, aksiyon sahneleri, espri dozu, karakterlerin dahiliyeti ve ekran süresi bazında gerçekten elit bir iş çıkarılmış. Soluksuz kalarak günde bitirmeme sebep oldular. Bir sezon bitmiş olmasına rağmen o kadar çok şeyin ucu açık kalabildi ki, bundan sonra sekiz sezon falan yapılabilir bu diziden. Gene de sıkmaz. Sadece ilk sezonun materyalinden bahsediyorum. Yargının gerisi size kalmış.

Ben kişisel olarak çok güzel bir işe ve gerçek bir sanat eserine maruz kaldığımı düşünüyorum. Sizlere de şiddetle öneriyorum. Ancak başlamadan önce iki gününüzün boş olduğuna emin olun. Yoksa dışarda kafanızın arkasını kaşırken bulabilirsiniz kendinizi.