Bildiğiniz gibi 2011 yılında DC Comics evrenlerini sıfırlama kararı almış, ardından da bizlere New 52’yi sunmuştu. Bu kökten değişiklik için bir çok sebep bulunabilir tabii ki, ama sanırım en temel sebep olarak DC’nin çizgi romanlarının satışındaki büyük düşüşü gösterebiliriz.

Evrenlerin sıfırlanmasıyla yeni okuyucuların da çizgi roman dünyasına girme şansı arttığı ve de girdiği için satışlar kısa vadede yükseldi. Ancak, gerek eski (ve “hardcore” dediğimiz azılı hayranlar) gerekse de yeni okuyucular tam olarak bu yeni seriye alışamadı. Biraz belirsiz bir tabirle New 52’nin yeniden tasarlanmış kahramanları o alıştığımız özelliklerden birazcık farklıydı. Kahramanlarda bir şeyler eksikti.

Justice League üyeleri zırh tarzı garip kıyafetler giyiyor, herkes daha bir acımasız, kendi karakterlerinden daha bir uzaklaşmıştı. En basiti, Lois ve Clark evli değildi. Aynı şekilde Aquaman ve Mera da evli değildi. Güzel seriler ve hikayeler tabii ki vardı ama o alıştığımız, 10 yıllardır süren karakterlerin gelişimi ve okuyucularda uyandırdığı duygular ya azalmış ya da gitmişti.

DC Adeta Okuyucularından Özür Diliyor

Bunun sonucunda da yukarıda dediğim gibi kısa vadede okuyucularda artış olsa da, zaman geçtikçe eski okuyucuların yanında yeni okuyucuların da ilgisi azalmaya başladı ve DC duruma bir kez daha el attı. Bunun sonucunda da DC Rebirth karşımıza geldi. Benim gözümde DC Rebirth, DC Comics’in okuyuculardan af dilemesi oldu. Çünkü Rebirth ilk sayısından itibaren New 52’de olmayan her şeye sahipti. Olmasını istediğimiz her şey de içindeydi.

DC Rebirth bir önsöz, hikayeye geniş bir başlangıç özelliğiyle karşımıza gelir. Hikaye, dışarıdan bir anlatıcının sözleriyle başlıyor. Bu hikaye anlatıcımız dünyayı çok sevdiğini ama bir şeylerin “eksik” olduğunu belirtiyor. Burada daha en başından itibaren DC’nin çok hoş bir şekilde okuyucularından özür dilediğini düşünüyorum, ya da daha doğru bir ifadeyle böyle olduğuna inanmak istiyorum. Gerçekten de New 52’de bir şeyler “eksik”ti ve DC yazarlarının da bunun farkında olması ve bunu hikayeye yansıtması gerçekten hoş bir detay olmuş.

Tekrar hikayeye geri dönersek, bu anlatıcımızın Wally West olduğunu öğreniyoruz. En sevdiğimiz Flash! New 52’de olmayan her şeyi simgeleyen bir karakter Wally! Her şeyden önce Flashpoint öncesi karakter ve New 52’de bildiğimiz haliyle yer almamıştı. New 52’deki genç karakterlerin aksine daha yaşlı, evli ve hayatı daha oturmuş. Dediğim gibi Wally’nin seçilmesi burada gerçekten mükemmel olmuş. Flashpoint’te Speed Force ile bir olduğunu da düşününce, hikaye akışı açısından da gerçekten tam uymuş.

İlk Durağımız Batman

Wally, dünyada bir şeylerin eksik olduğunun farkında olarak bu durumu düzeltmek için çabalıyor. Speed Force içinde tutsak olmasıyla beraber gerçek dünyaya dokunabildiği anlar gerçekten kısıtlı. Wally ilk olarak Batman’e gidiyor. Batman’e ulaşmaya çalışmasını da açıklıyor ama kısa bir tabirle “Çünkü o Batman.” Burada açıklamamız gereken iki nokta var. Bunlardan ilki Wally’nin üzerinde durduğu mektup. Bu ünlü mektup aslında Batman’in babası Thomas Wayne tarafından yazılmış bir mektup. Thomas Wayne de bu mektubu Flashpoint olayları sırasında yazmış ve Barry’ye vermiş. O gerçeklikte Thomas Wayne Batman’di ve Barry’nin herhangi bir gücü yoktu. Yani Barry’nin annesini kurtarmak için yarattığı alternatif gerçeklikti. Kısaca geçersek Barry güçlerini kazanıp zaman çizgisini düzeltir ve düzeltmeden önce de çoktan ölmüş bir babadan oğluna mektup yazılır. Burada benim şahsi görüşüm olarak anlatılmak istenen, bu mektubunun burada olmaması gerektiği yani mevcut zaman aralığının yanlış olduğuna yapılan bir vurgu. Diğer bir nokta ise, 3 tane Joker olması. Mobius Sandalyesi vs çok fazla detaya girmeden, DC tarihinde bildiğimiz üç tane Joker zaten var. Bunlardan ilki orijinal seride tasarlanan Joker. İkincisi The Killing Joke’taki Alan Moore’un tasarımı. Üçüncü versiyonu ise New 52’de karşımıza gelen Joker. Bir teori olarak, zaman çizgilerindeki kaymalardan dolayı bu üç Joker aynı anda aynı evrene gelmiş olabilir.

Wally Ziyaretlere Devam Ediyor

Ardından Flashpoint’te neler olduğunu, Barry ve Flash hikayesini kısaca irdeliyoruz. Bir nevi yeni okuyucuları ısındırmaya, hikayeye yabancılık çekmemelerine çabalanmış gibi. Burada aynı zamanda öğreniyoruz ki Barry başarılı olmuş ancak “dışarıdan” bir müdahale gelmiş ve dünyanın zaman çizgisi değişmiş ve New 52 zaman çizgisi oluşmuş.

Wally ardından Johnny Thunde’a uğruyor. New 52’de görmezden gelinen bir karakterin akıl hastanesine konması gerçekten çok ince bir detay olmuş. Hemen ardından Legion yüzüğünü görüyoruz ve Legion’un gelecekte kurulduğunu bildiğimize göre, çizgi romandaki kadın karakterimizin gelecekten geldiğini söylemek pek de yanlış olmaz. Bu nokta henüz tam olarak açıklanmamış. Ancak, gelecekten gelen bu kadının Saturn Girl olduğunu düşünüyorum.

Daha sonra ise Atom’u görüyoruz. DC burada da, zaman çizgisini düzeltmek için çabalamış Ray Palmer’ı hem çizgi romandan hem de diziden tanıyoruz diye düşünüyorum. DC evreninde Ray Palmer bildiğimiz üzere Atom. Öğrencisi olarak karşımıza gelen Ryan Choi’de aslında New 52 öncesinde Palmer’ın yerini alarak yeni Atom olmuştu. Burada Atom’un konuşmalarına bakarak, Wally’nin keşfettiği farklılığı o da keşfetmiş gibi duruyor ve aynı zamanda Ryan’ın Atom güçlerini nasıl elde ettiğini de görüyoruz. Hikayeye devam ettiğimizde ardından Blue Bettle’ı görüyoruz. Dr. Fate’in de hikayeye girmesiyle işler ilginç bir hale geliyor ve DC burada başarılı bir şekilde okuyucuda merak yaratıyor. Devamındaki paneller de fazlasıyla ilginç ve bilgi verici oluyor. Damien’ı görüyoruz 13. yaş gününü kutlarken. Büyük ihtimalle Teen Titans’ın lideri olmadan hemen öncesi. Aynı şekilde Constantine ve Green Lantern Corps. da DC Rebirth içinde okuyacağımız hikayelerden olacak. Bir diğer panel ise Pandora. New 52’nin yaratılmasından sorumlu olan Pandora, DC Rebirth ile yok oluyor. Fazlasıyla net bir mesaj olmuş. Aqualand, Wonder Woman ve ikiz kardeşiyle birlikte Darkseid’e gönderme yapılıyor. Yine aynı şekilde DC Rebirth ile yeni hikayeler (Aqualand’in dönmesi, Darkseid War gibi) bizleri bekliyor. Ek olarak belirtmek gerekir ki, şu an hikayesi devam eden Wally West’in de kim olduğunu ve açıklamasını görüyoruz. (Bu da onun da hikayelerine devam edilecek şeklinde yorumlanmalıdır.)

Sevdiğimiz Kahramanların Dönüş Haberi

Ardından Superman’in öldüğü (ya da daha doğru bir ifadeyle kaybolduğu) panele geliyoruz. Bir önceki savaşta (New 52’de) galip gelen ama kendi sonunu da getiren Superman’in (yani New 52 Superman’i) hikayeden yok olması da zaman akışından bakınca mantıklı ve uyumlu bir nokta olmuş.

Green Arrow ve Black Canary’ye gelirsek de New 52 ile çalınan 10 yıllık süreyi düşününce tüm süper kahramanlar doğal olarak farklı. Gördüğüm bir teoriyi açıklamak istiyorum burada. Anlaşılan o ki, zaman çizelgesi 10 yıl geriye gitmemiş. Aradan 10 yıl alınmış. Yani tüm süper kahramanlar o yılda daha çok tecrübe kazanmış ama 10 yıl alındığı için hayatlarında eksiklikler var. Green Arrow ve Canary de bunlardan ikisi. Aralarında potansiyel ilişkiden bahsedilmesi de o sevdiğimiz çiftin yeni hikayelerle döneceğinin adeta bir habercisi olmuş.

Sakallı Superman’in açıklaması ise biraz daha farklı. Görünen o ki, bildiğimiz-sevdiğimiz Superman (New 52’den önceki, gerçek Superman) New 52 evreninde geçmiş. Ancak, New 52 ile yaratılan bir Superman olduğu için düşük profilde yaşamayı tercih etmiş. Tabii Superman’in ölümüyle birlikte tekrar görevi devralacaktır diye düşünüyorum. Lois ile evli olduğunu ve 10 yaşında çocuğu olduğunu da gözden kaçırmayalım.

Ardından Aquaman geliyor biricik sevdiceğine evlenme teklifi ederken. Bu da evrendeki değişimin diğer bir kanıtı olarak sunulmuş.

DC Rebirth’in belki de en duygusal iki sahnesinden birine geliyoruz. Çaresizlik içinde kapana kısılmış olan Wally, kurtuluşunu ve dünyaya geri dönme şansı olarak Linda’ya gidiyor. Bildiğiniz gibi normal zaman çizgisinde Linda ve Wally birlikteler. Ancak, 10 yıllık farklılığın bedeli büyük oluyor ve Linda onu tanımıyor. Wally’nin pes ettiği bir noktaya ulaşıyoruz burada. Wally, Linda’sız kaldığım bir dünyada bana yer yok diyerek de duygularını çok açık bir şekilde dile getiriyor.

Wally Geri Döndü!

Veda etmek amacıyla da adeta bir Wally için bir baba olan Barry Allen’ın yanına gidiyor. Kendini Speed Force’a bırakan ve ağır ağır yok olan Wally, Barry’ye hoşça kal diyor. Son bir uğraşla her şeyi Barry’ye açıklayan Wally uzunca bir veda yapıyor. Bugüne kadar olan her şey için teşekkür eden ve veda eden Wally ile karşısında hiçbir şey anlamayan Barry. Tüm bu duygu yoğunluğunun sonunda Barry, dünyalarına etki eden bu durumdan kurtuluyor ve Wally’yi tanıyor. Son anda Wally’yi Speed Force’tan kurtararak ölümüne engel oluyor ve Wally dünyamıza yeniden geliyor. Birbirlerine sarılmış olan ikili ağladı biz de ağladık. Onlar ağladı ben ağladım.

New 52’yi Kim Yarattı Peki?

Önce Batman’in Watchmen’den tanıdığımız Comedian’ın işaretini bulması ardından da çizgi romanın sonu karşımıza geliyor ve Mars’a bir ziyarette bulunuyoruz. Göremediğimiz bir varlık Barry’nin saatini onarıyor ve panellerde ise Doctor Manhattan ve Adrian Veidt (Ozymandias) arasındaki konuşmayı okuyoruz. Bu konuşma Watchmen’den direkt alınmış ve mevcut durumla ilgili en büyük ipucumuz oluyor.

Neler Oldu Şimdi? Kim Yaptı Bunu?

Bu durumu da Dr. Manhattan’ın olaylara müdahale etmesi olarak yorumluyoruz. Yani tüm bu zaman kaymasına sebep olan, 10 yılın kaybolmasını sağlayan insan Doctor Manhattan demek pek de yanlış olmaz. Aynı zamanda gerek Comedian’a yapılan gönderme gerek Manhattan ve Veidt’in konuşmasını göz önüne alınca, Watchmen’in de bu evrene dahil olacağını düşünmek pek de yanlış olmaz gibi duruyor.

Kısaca Dr. Manhattan tüm evreni manipule ederek bildiğimiz kahramanların ve zaman çizgisinin New 52 halini yaratıyor ve bunu da Watchmen’e göndermelerle gerçekleştiriyor. Hikaye açısından biraz riskli biraz da ilgi çekici bir hareket olmuş bu durum. Çünkü Watchmen bizim bildiğimiz kahramanlara pek benzemiyor. Dünyayı daha karanlık, daha gerçekçi bir nevi yozlamış bir bakış açısıyla sunuyor. Bu nedenle iki ayrı evrenin nasıl bir araya geleceği büyük bir merak konusu.

Genel olarak çizgi romana baktığımız zaman ise, New 52 ile ortaya çıkan olmamışlık ve eksiklik hissinin ortadan kaldırılacağının mesajı net bir şekilde okuyucuya verilmiş durumda. Tüm bu karakterlerdeki değişimler, unutulan ya da New 52 ile hikayen çıkarılan karakterlerin de gelmesiyle DC Çizgi Roman Evreni bildiğimiz haline geri dönüyor. DC Rebirth kesinlikle okunması gereken bir sayı olarak karşımızda.