Bildiğiniz gibi Brian Micheal Bendis’in Marvel’dan DC Comics’e transfer olmasının ardından Man of Steel çizgi romanını devralacağını öğrenmiştik. Hatta Action Comics #1000 ile başlangıç yapılacak ve Bendis çizgi roman tarihinin bu ikonik karakterini yeniden ele alacak.

Ancak, Superman’in başlangıç hikayeleri diyebileceğimiz bu çizgi romanlarda aslında karakterimiz defalarca yeniden keşfedildi. Bendis bunu bir kez daha yapmadan önce de bu efsanevi karakterin orijinini anlatan en iyi hikayeleri topladık. Şahsen ben Bendis’in Clark Kent’i nasıl ele alacağını çok merak ediyorum. Ancak, bir yandan da zaten yapılmış harika Superman orijin hikayeleri mevcut. Bilemiyorum Altan. Konuyu dağıtmadan gelin bu hikayelere hızlıca bakalım.

Superman tarihi

1. Action Comics #1 (Jerry Siegel ve Joe Shuster)

Sanırım bu çizgi romanı duymayan, görmeyen kalmamıştır. 1938 yılında çıkan Action Comics’in ilk sayısı aynı zamanda Superman’in de ilk ortaya çıkışıydı. Eh, en değerli çizgi roman sayısı diyebiliriz sanırım. Süper kahraman kültürünün de başlangıcıydı sonuçta.

Bu hikayede Superman’i uzak bir gezegenden bilim adamı olan babası tarafından Dünya’ya yollanan bir bebek olarak tanıyoruz. Yakınlardan geçen bir şöför kendisini bulur ve yetimhaneye götürür. O da burada kendisinden büyük bir sandalyeyi kaldırarak gücünü daha çocuk yaştan gösterir. Çocukluğunu geçip gençliğine geldiğimiz de de Clark Kent olduğunu görüyoruz. Güçlerini keşfetmiş, trenlerden hızlı koşan, 20 katlı binaları aşan ve asla alt edilemeyen biri haline gelmiş.

Superman tarihi

2. The Man of Steel (John Byrne)

1980’lerde DC Comics ciddi sorunlar yaşıyordu. Nasıl şimdi sinematik evrende sıkıntılar yaşıyorsa, o zaman da çizgi roman dünyasında süreklilik sorunu yaşıyordu. Özellikle multiverse (çoklu evren) işin içine girdikten sonra birçok okurun kafası iyice karışmıştı. Birden çok evren, birden çok Superman…

Ancak daha sonra takvimler 1986’yı gösterirken John Byrne işleri ele aldı. Marvel’ın o dönemki en başarılı yazar ve çizerlerinden biri olan John Bryne DC Comics’e geçti ve işe koyuldu. Crisis on Infinite Earths’ün ardından Man of Steel isimli altı sayılık mini serisi ile Superman’in sınırlarını yeniden çizdi. Kendisini Krypton’un tek sağ kalan canlısı yaptı. Yani Supergirl, Krypto gibi diğer sağ kalanları ortadan kaldırdı. Superboy’u da sildi attı diyebiliriz sanırım rahatlıkla. En sonunda da Man of Steel çizgi romanı ile Clark Kent’in yetişkinliğe ulaştıktan sonra Superman olduğu ve Superboy hiç olmadığı bir hikayeyi bizlere sundu.

Superman tarihi

3. Superman: Birthright (Mark Waid & Leinil Francis Yu)

Sanırım benim şahsi favorim bu. 2004 çıkışlı bu çizgi roman Superman’i çok başarılı bir şekilde ele almasının yanında Clark Kent olmadan önceki yaşantısını da başarıyla anlatan, klasik çizgi romanları bir şekilde milenyuma uyarlayan bir hikaye olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu hikayede Clark Kent, gençlik yıllarını Afrika’da gazeteci olarak geçiriyor. O bölgedeki tehlikeli hava ve politik keşmekeşin içinde de bir yandan kendi kişisel karmaşasını yaşarken diğer yandan da etrafında olan biteni sorgulamaya başlıyor. Superman’in klasik güçlerinin yanında Lex Luthor ile olan ilişkisinin de başarıyla sunulduğu bu hikayede Superman’in nasıl Superman olduğuna birinci elden tanıklık ediyoruz.

Superman: Birthright’ı ele aldığımız ve incelediğimiz yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Superman tarihi

4. Superman: Secret Origin (Geoff Johns ve Gary Frank)

Secret Origin için söylenebilecek en net şey sanırım her şeyin Clark Kent’in bakışından anlatıldığıdır. Geoff Johns’a göre de hikaye Clark’ın hatırlayabildiği en eski anısıyla başlar zaten.

Infinite Crisis ile değişen DC Evreni’nin ardından Geoff Johns ve Gary Frank 2009’da Superman’e bir kez daha orijin hikayesi yazdı. Bu hikayeyle aslında Superman daha geleneksel bir biçimde ele alındı. Smallville’deki yaşamı biraz daha ön plana çıkarıldı. Örneğin Lana Lang ile ilişkisine daha büyük bir yer verildi. Lex Luthor ile olan arkadaşlığı anlatıldı. Tabii ki bir de Metropolis’e gittiğinde yaşadığı kültür değişikliği gösterildi. Bu hikayede Superman kendisinin iki farklı dünyaya ait olduğunu anlamaya çalışırken, insanlık da onu benzer bir pencereden görüyordu aslında.