Merhabalar. Nostalji kuşağımızda bu hafta Transformers köşesindeyiz ve Bumblebee ile tatlı bir maceraya yelken açıyoruz.  Michael Bay bu kez yönetmen koltuğunda değil, yapımcı koltuğunda. Filmde bu değişim net bir şekilde hissediliyor. Hazırsanız helikoptere dönüşüyorum ve konuya giriyorum.

Baştan Başlayalım

Bu filmin Transformers film serisini yeniden başlatacağı (reboot) söyleniyordu, ancak görünüşe göre filmimiz bir prequel, yani hikayenin öncesini anlatan bir film. Filmi “Bumblebee‘nin Dünya’ya gelişi ve Sam Witwicky ile karşılaşmadan öncesinde yaşadıkları” diye yorumlamak da mümkün. Öte yandan filmin ton, tasarım ve hem kamera önü, hem de kamera arkasında kadro değişimi seriyi yeniden başlatmaya da çok müsait. Bunun son kararını elbette yetkili abiler verecekler, biz o zamana kadar izlediğimiz filmlerden keyif almaya bakalım.

Bakmadan Geçme: John Cena Captain America’ya Göz Kırpıyor

Sarı Şekerim

Bumblebee yine bildiğiniz gibi. Şirin, utangaç ve yeni geldiği bu dünyaya karşı ürkek. Cybertron‘da cesur bir askerken, Dünya’ya gelip hafızasını yitirmesi sonucu geriye sadece samimi ve öğrenmeye aç, dev bir robot kalıyor. Bee, kısa süre sonra Charlie (Hailee Steinfeld) ile karşılaşıyor ve dostluğu, mücadeleyi ve fedakârlığı yeniden öğreneceği bir serüvene başlıyor.

Bumblebee İncelemesi

Başta Bumblebee olmak üzere, filmdeki tüm robotların tasarımları kişiliklerini azami düzeyde yansıtacak biçimde. Film “robotların hangisi kimdi, ekranda ne oluyor, kim kimi dövüyor” gibi sorulara pek yer bırakmadan, rahat bir izleme tecrübesi sunuyor.

Gizli Başroller

Transformers hikayelerinde insanlar her ne kadar önem taşısalar da, dev robotlar grekoromen güreşe başlayınca ikinci plana düşmek zorunda kalıyorlar. Bu filmse farklı bir olimpik sporla iştigal ediyor ve bunun yanı sıra insan karakterlerini çok gerçekçi ve derinlikli şekilde işliyor. Charlie’nin ailesi, başta Ron olmak üzere, filmin gizli başrollerinden.

Bumblebee İncelemesi

Bir başka gizli başrol de, pankreas güreşçiliğinden sinemaya geçiş yapma akımının en başarılı temsilcilerinden John Cena‘ya ait. Filmdeki diğer insan karakterlere nazaran daha sığ bir karakter olan Ajan Burns, John Cena için biçilmiş kaftan. Bu kesinlikle bir yergi değil. Cena, oyunculuk anlamında gereken her şeyi yapıyor, hatta bana sorarsanız kendisinden çok daha fazla faydalanılabilirmiş bu filmde. Ancak karakterinin yazımı ve filmdeki yerini düşününce John Cena mükemmel bir seçim olmuş. Umarım devam filmlerinde de kendisini görürüz.

Arı Vız Vız Vız!

Bumblebee samimi ve insanın yüzünü güldüren bir film olmuş. Transformers hayranı olup, Michael Bay filmlerinden yorgunluk duyanlar için ilaç gibi gelecektir. Hailee Steinfeld’in doğal oyunculuğu da filmin enerjisini yükseltiyor ve keyifli bir izleyiş sunuyor. Seriyi yeniden canlandırmak için çok yerinde bir adım atılmış. Şimdi izninizle sarı bir Camaro’ya dönüşüyor ve yazımı sonlandırıyorum. İyi seyirler!