Son günlerin en çok konuşulan ve ses getiren filmlerinden Captain Marvel sonunda yarın vizyona girdi! Biz sizin için önceden gidip izledik. Filmi izlemeden önce sizin için derlediğimiz önemli noktaları okumaya ne dersiniz? Hazırsanız, başlayalım!

Öncelikle uyaralım, yazımızın bundan sonrasında Captain Marvel filmi hakkında ufak tefek detaylara yer vereceğiz. Fakat bunlardan hiçbirinin filmin seyir keyfini etkileyeceğini düşünmüyoruz. Sadece izlerken dikkat edilmesi gereken noktaları belirtiyoruz diyebiliriz. Yine de filme hiçbir şey bilmeden gitmek istiyorsanız, incelemenin bundan sonrasını okumamanızı öneririz.

Bakmadan Geçme: Captain Marvel Bonus Sahneleri ve Stan Lee

Nereden başlasak nereden başlasak… Hiçbir şey bilmeden filme giden biri için o kadar çok sürpriz vardı ki filmde! Hoş bilerek giden biri için de çok fazla yanıltmaca var. Yani her ne kadar biz olacakları biliyoruz zaten desek de filmden şaşırmadan ayrılmak mümkün değil!

Öncelikle filmin yerleşmiş bir kötüsü yok. Filmi izlediğinizde görecek ve hak vereceksiniz ki alışageldiğimiz yüzde yüz kötü özelliğini barındıran kimse yok. Captain Marvel ortamlara girip pata küte dövüşüp çıkıyor, evet, ama filmin en kötüsü ne kadar kötü, gerçekten tartışılır. Son dönemlerdeki Marvel filmlerinde “kötü karakter” algısı oldukça değişti. Saf kötü karakter yazmıyorlar. Artık empati kurulabilen, o kadar da kızılamayan, hatta yer yer sevilebilen “kötü karakterler” yaratıyorlar. Loki, Killmonger ve hatta Thanos gibi. Bu filmde de, Captain Marvel’ın karşısında birden fazla seçeneğimiz var elbet ama kim ne kadar “kötü” kim ne kadar “iyi” tartışılır. Özellikle Kree-Skrull savaşı sırasında izleyecekleriniz fikrinizi sıkça ve kökünden değiştirecektir diye düşünüyorum.

Gezegenin en güçlü ve en asil savaşçıları olarak nitelendirebileceğimiz Kreeler’in arasında buluyoruz Captain Marvel’ımızı. Adı Vers ve geçmiş yaşantısına dair hiçbir şey hatırlamıyor. Hatırlamaya çalıştıkça, rüyalarında görüp kafasına bu konu takılınca da hocası karşımıza çıkıyor. Jude Law’un canlandırdığı Yon-Rogg, Vers’in bugüne konsantre olması ve geçmişi yüzünden tıkanmaması için elinden geleni yapıyor. Her anı Vers’e yeni bir şey öğretmek için değerlendiriyor.

Biz ilk olarak Jude Law’un Mar-vell olacağını ve Vers’in güçlerini ondan alacağını düşünmüştük. Hatta iki karakterleri birlikte yazabilirler ve Jude Law hem Yonn-Rogg hem Mar-vell de olabilir demiştik. Daha sonra böylesine güçlü bir kadın karakter filminde, böylesine önemli bir gücü bir erkekten alacağı şekilde yazmayacaklardır diye düşünmeye başladık. Filmde Mar-Vell de var, Yonn-Rogg da var, foton patlamalarıyla dolu bu muhteşem güç de var ama bu konu çok sürprizli işlenmiş. O nedenle bu sürprizi daha fazla bozmadan incelemeye devam edelim. Günün birinde Yonn-Rogg ve ekibi bir Skrull saldırısıyla karşılaşıyorlar, Skrullar Vers’i kaçırıyor ve hikâyemiz burada başlıyor.

Skrullar Vers’i kaçırdığında zihninde bir şey aradıklarını anlıyoruz ve Vers’in geçmiş anılarına tanıklık ediyoruz. Bir köken hikayesi olarak da klasik Marvel anlatısından uzak kalan Captain Marvel, uzun ve gereksiz geriyedönüşler yapmak yerine daha kısa hatta anlık geriye dönüşler yaparak, Captain Marvel’ın bugününe ve geçmişte güçlerini kazandığı zamana odaklanmayı tercih etmiş. Elbette bu ortamdan kaçıp kurtulan Vers, diğer Skrullar ile birlikte aradıkların yerin memleketi olan C-53’e yani bizim dünyamıza düşüyor. Bu noktada hikayemize inanılmaz eğlenceli bir Nick Fury ile gerçek bir çaylak olan Phil Coulson dahil oluyor. Yalnız şimdiden söyleyeyim özellikle bir Clark Gregg hayranıysanız beklentinizi düşük tutun çünkü Phil Coulson’ı gerçekten çok az görüyoruz. Nick Fury ise tanıdığımız Fury’den çok uzak, henüz yeni bir çaylak. Yine atak ve zeki elbette ancak henüz hiçbir şey görmediği zamanlardayız. Hakkında kimsenin bir şey bilmediği meşhur gözünü kaybetmesi bu filmde gerçekleşiyor ancak bu kısma dair hikayeyi bir şey okumadan izlerseniz daha mutlu olacağınıza eminim! Bir de tabii ki hikâyede gerçekten önemli bir rolü olan muhteşem kedi Goose var. Kendisi bizce filmin gizli başrolü ve büyük sürprizi. O sevimli suratının altında gerçek bir sidekick yatıyor olabilir, filmi dikkatlice izlemenizde yarar var. Kedi diyip geçmeyin!

Captain Marvel’ın dünyamızda geçirdiği zamanda hem Kreeler’in ve Yonn-Rogg’un gerçek yüzünü, hem Skrullar’ın ve Mar-Vell’ın gerçek amaçlarını öğreniyoruz. Mar-Vell’ın bir ışık hızı motoru yaptığını, enerji çekirdeği olarak da Tesseract’ı kullandığını görüyoruz. Meşhur Tesseract, nerelere girip çıkmadın hayatın boyunca! Şimdilik herkesin bu motorun peşinde olduğunu, Vers’in de güçlerine bu motor sayesinde kavuştuğunu söylememiz yeterli. Hikayeye bu motordan bağımsız olarak bir de Ronan ve ekibi dahil oluyor ama oradan sanki bir ikinci film gelecekmiş de oraya pas atıyorlarmış gibi hissettim. Ronan’ı da filmde az görüyoruz ama göründüğü sahnelerde de yine yıkımların gerçek sorumlusu olarak izliyoruz. Onu gördüğümüz son sahnede sarfettiği cümlelerde, yakında yine görüşeceğimizin sinyallerini veriyor olabilir.

Yakında yine görüşmekten bahsetmişken, Captain Marvel bir pilotken en yakın arkadaşı olan Maria Rambeau’dan bahsetmeden geçmeyelim. Adeta kızkardeşi gibi olan Maria’nın, “Carol Teyze”sine çok düşkün bir de kızı var. Adı da Monica Rambeau. Biraz araştırdığımızda Monica’nın bazı çizgi romanlarda Spectrum adında bir süperkahraman olarak yer aldığını görüyoruz. Captain Marvel’ın kostümünün rengini seçen, ona hayran olan bu 11 yaşındaki tatlı kızı Endgame’de görebilme ihtimalimiz olduğunu düşünüyorum. Endgame’de olmasa bile, Marvel’ın önümüzdeki projelerinde mutlaka yer alacaktır.

Sizin filmle ilgili düşünceleriniz ve teorileriniz neler?