“Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki fark sadece bir illüzyondan ibarettir ama bu illüzyon çok güçlüdür.” Albert Einstein.

Netflix’in yeni gözdesi Dark aralık ayı başında izleyiciyle buluştu. Gizem, suç ve bilim kurgu türlerine dahil edilebilecek bu dizi aldığı olumlu ve olumsuz tepkilerle çok konuşuldu. Bir kasaba yaşantısını ele alması, çocukların kaçırılması ya da kaybolması, başka bir boyuta olmasa da başka bir zamana yolculuk yapılması gibi ögeleriyle Stranger Things’e benzetildi. Sarı yağmurluk giyen bir karakterin merkeze oturtulması ve “33 yıl” döngüsü gibi tekrarlanan bir durumu ele almasıyla da Stephen King’in It eserine benzetenler oldu. Netflix tarafından yapılan açıklamalarda dizi savunuldu ve benzetilen projelere atıfta bulunulduğu, dizinin tamamen orijinal bir içerik olduğu vurgulandı. Dizinin Almanya’da çekilmesi ve dilinin de Almanca olması da eleştirildi. Alman pazarına yönelik bir hareket olduğunu savunanların yanında, benzediği projelerden farklı görünmesi için bu yöntemin kullanıldığını düşünenler de oldu.

Yayınlandıktan kısa süre sonra hakkında bolca yorum yapılmaya başlanan Dark, etkileyici senaryosu, karmaşık hikaye anlatımı ve merak içinde bırakan sezon finaliyle izleyici fazlasıyla etkilemiş görünüyor. İkinci sezonunun, 2018 Aralık ayında yayınlanacağı tahmin edilen dizinin ilk sezonunu sizler için inceledik.

Bu noktada uyaralım, yazının bundan sonraki kısmı keyif kaçıran detaylar  (spoiler) içermektedir.

Geçmişin “Karanlık” Yüzü

Dark, temelde bir paradokstan ve fizik kuralları tarafından imkansız görülen zaman yolculuğundan besleniyor. Winden kasabasındaki bir nükleer enerji santralinde yaşanan bir patlama sonucu, santralin altında bir kara delik açılıyor. İçinden her geçildiğinde 33 yıl ileri ya da geri gidilebilen bu geçit, geçmişi ya da geleceği değiştirebilecek müdahalelerde bulunmaya imkan sağlıyor. Geçit aracılığıyla geçmişten gelen ceset sayesinde çözülemeyen cinayetler çözülebiliyor. Bugün yaşanan bir durumu değiştirmek için geçmişe gidilebiliyor. Ya da geleceğe etki edebilecek bir değişiklik için bugün ile gelecek arasında bir bağlantı kurulabiliyor. Dizinin hemen başında intihar eden Michael ve onun ailesinin geçmişine, bugününe ve yarınına odaklanan Dark, sadece zaman yolculuğu fikrini işlemekle kalmıyor. Geçmiş ile geleceğin aslında birbirinden bağımsız olmadığını düşündürüyor. Aile olabilmeyi ve aile kavramını sorguluyor. Vicdan, suç, fedakarlık, özveri ve tercih konularında insan doğasının sınırlarının ne olabileceği konusunda fikir yürütüyor.

Olay Örgüsü ve Anlatım Tarzı

Dark, birbirinin içine geçerek düğüm olmuş hayatların geçmişleri ve bugünleriyle ilgili bir hikayeyle karşımıza çıkıyor. Karakterlerin isimlerine ve detaylarına dikkat çekerek öncelikle onları tanıtıyor. Jonas, Mikkel, Hannah, Martha, Michael, Egon, Charlotte gibi isimleri sıkça tekrar ettikten sonra aralarındaki ilişkileri ve soyadlarını yavaşça ortaya döküyor. Daha sonra kendimizi hiç beklenmedik bir anda, az önce gördüğümüz otobüs durağının 1953’teki halinde buluyoruz. Bu nedenle Dark, derinlemesine incelediği karakterlerin geçmişleri ve bugünleri arasındaki bağlantıyı, hikayeyi anlatış tarzıyla da izleyene yansıtabiliyor. Fizik kurallarından, bilimsel teori ve paradokslardan faydalanan, bunlara göndermelerde bulunan dizinin bu konularda da aldığı eleştiriler var.

Jonas karakteri, kendisinin gelecekten gelen halinden aldığı bir mektupla, intihar eden babasının aslında bir arkadaşının kaybolan kardeşi olduğunu öğrenir. Mikkel kaybolmuş ve geçmişe gitmiştir. 1986 yılına döndüğünde Jonas’ın bugünkü annesinin çocukluğuyla tanışır ve büyüdüklerinde evlenirler. Mikkel’in Jonas’ın babası olduğu durumda ise Martha, Jonas’ın halası olmuştur. Jonas Martha’ya aşıktır ancak bu zaman yolculukları ve öğrendikleri nedeniyle ondan vazgeçme kararı alır. Her şeyi eski haline getirmek için geçmişe döndüğünde ise zaman makinesinin ilk kez denendiği günlere giderek, Noah isimli kötü bir papaz tarafından kaçırılır. Gelecekten gelen Jonas, kara deliği sonsuza dek yok etmeye çalışır ve o sırada Jonas kendini bir anda gelecekte bulur. Helge karakteri de geçmişte yaptığı hataları engellemek için genç haliyle yüzleşir. Arabasıyla kendi genç haline çarpan Helge, 2019 yılında bir huzurevinde yatmaktayken, 1986 yılında bir trafik kazasında ölür.

Bu ve buna benzer ilişkiler, geçmişe dönüşler, geleceği değiştirebilmek için müdahale etmeye çalışan karakterler vb. durumlar izleyenler tarafından kimi zaman eksik bulundu. Kimi zaman dizinin ele aldığı paradokslara kendinin de takıldığını ve bu yüzden başarılı olamadığını yazanlar oldu. Dizideki karakterlerden Ulrich ve Mikkel/Michael’in, izleyicide yarattığı söylenen paradokslardan en fazla dile getirileni ise şu oldu:

Bir gün bir yetimhaneye bir kız çocuğu bırakılır. Yetimhanedekiler bu çocuğa Jane adını verirler ve büyütürler. Jane, bir gün okulda Jim adında biriyle tanışır, aşık olurlar; fakat sonra tartışır ve ayrılırlar. Ancak Jane hamiledir. Çocuğu doğurur ve aynı akşam birisi hastaneye girip çocuğu çalar. Jane çok hastalanır ve tek çare olarak doktor, Jane’i kurtarmak için onu bütünüyle erkeğe çeviren bir operasyon yapar. Jane, Jim adını alır. Bir gün barda birisiyle kavgaya girişir ve dayak yer, barmen yanına gelir ve der ki, “Bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?” Jim geçmişe gider ve orada Jane adlı bir kızla tanışır, aşık olur ama sonra ayrılırlar. Bir gün Jane’ in bebeği olduğunu öğrenir, gizlice gidip hastaneden çocuğu çalar ve zaman makinesiyle daha da geçmişe giderek onu bir yetimhaneye bırakır. Daha sonra zaman geçer ve birkaç iş değiştirdikten sonra barmen olur. Bir gün dayak yiyen Jim ile karşılaşır ve yanında gidip der ki: “Bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?”

Dizinin Beğenilen ve Beğenilmeyen Yönleri

Dark dizisini, Netflix’in bugüne kadar yaptığı işlerden ayıran belki de en önemli özelliği Almanya’da çekilmiş olması. Hikayesi zaman zaman Stranger Things’e benzetilse de özgün bir öyküyü ele alması beğenildi. Bu hikayenin işleyişi, zaman geçişlerinin kusursuz ve birbirine paralel yürütülmesi, karakterlerin detaylıca ve sık sık tanıtılması ya da hatırlatılması izleyiciyi etkiledi. Kimi zaman çok anlam yüklenen detaylar barındırması ve izleyiciyi bu detaylardan yola çıkarak sürekli tahminde bulunmaya itmesi de diziye duyulan ilginin canlı tutulmasına katkıda bulunmuş denebilir. Müzik seçimleri, sıra dışı bir giriş jeneriğine sahip olması ve olayların yaşandığı küçük kasabanın atmosferiyle birlikte izleyeni doğrudan içine çekmesi de dizinin takdir toplayan yönleri oldu.

Sezon finali başta olmak üzere aydınlatılmayan olaylar olduğunu ve merakının tam anlamıyla giderilmediğini belirten izleyiciler de var tabi. Jonas’ın kara deliği yok etmesiyle her şeyin eski haline döneceği düşünülürken, Ulrich 1953’te kaldı. Charlotte en son geçide giderken göründü ancak nerede olduğu belirtilmedi. Jonas, tarihi verilmeyen bir gelecekte yağmacıya benzeyen bir grup gencin eline düştü. Bartosz, Tanrı’nın olmadığını düşünen bir papazla anlaşma yaparken izleyiciye gösterildi ancak anlaşmanın ne olduğu ya da Bartosz’un kime ne yaptığı açıklanmadı. Tüm bu merak unsurları gelecek yıl yayınlanacak ikinci sezona bırakılırken izleyicilerin bir kısmı bu durumdan rahatsız oldu.

Sonuç olarak beğenilen ve beğenilmeyen yönleri, benzerlikleri, bilimsel referansları ve tabii ki sanatsal yönüyle Netflix’in 2017 sonuna damga vuran dizisi Dark oldu. Dizinin dış sesle vurguladığı zamanın doğrusal olduğuna güvenmeyen Dark, geleceğin bugünü, bugünün de geçmişi etkileyebildiği zeka dolu bir hikaye olarak karşımızda duruyor. Geçmiş, dün ve bugünün art arda gelmediği, sonsuz bir döngüyle birbirine bağlı olduğu bu dizi, izleyene “nerede” yerine “hangi zamanda” sorusunu sordurtmayı başarıyor. Sezon finaliyle merak unsurunu zirveye çıkaran ve bizi aklımızda onlarca soru işaretiyle baş başa bırakan Dark’ın ikinci sezonunu beklemek için onlarca nedenimiz var gibi görünüyor.