‘Küllerin kraliçesi olmayacağım’ demişti Dany geçtiğimiz sezonlarda. Ben de genelde kendime tutamayacağım sözler veriyorum. Ben yine gece yemek söyledim, Dany de maalesef… Evet. Bitime son bir bölüm kala küllerin arasından yazıyorum. Görüşüm bulanık olsa da net gördüğüm her şeyi anlatmaya çalışacağım. Muhteşem bir dizi bölümü ancak yine berbat bir Game of Thrones bölümü. Bu biraz da dizinin arşı nereye çektiğine saygı duymamızı sağlarken, enkazımızı da net görmemizi sağlayacaktır.

Joffrey’den Daha Tutarsız Ana Karakterler

Dizide herhangi bir net kral kalmamışken King’s Landing (Kralın diyarı) isimli bir şehrin yakıp, yıkılmaması beklenmeyecek bir şey değildi. Sekiz sezondur beklediğimiz yıkıma tek bir bölümde kavuştuk. İhanetler üzerinden yürümesine alıştığımız Game of Thrones yeni bir kral tehdidi ile çok fazla kelle götürmeye devam ediyor haliyle. Bölümü ihaneti öğrenilen Varys’in Dany tarafından diri diri yakılarak öldürülmesiyle açtık. Söz hakkı bile doğmadı adama. Hani yargılama? Tyrion’ın yaptığı da karakterine çok aykırıydı. Yani kitaplardaki Tyrion iyi bir adam değil bu kadar? Gerçekten küçük şeytan. Abisi Jaime ile arası bayağı kötü. Nefret düzeyinde olabilir hatta. Tyrion’ın anlattığı Mhysa hikayesindeki kadını normalde Jaime parayla tutuyor çünkü ve travmasının en büyük sebebi. Kitaptaki Tyrion Dany’nin yanındaki yerini kurnazlıklar ile alıyor. Dizide de beşinci sezona kadar orta halli bir karakter izledik. Ancak son üç sezondur sütten çıkmış ak kaşık! Çok saçma hareketler. Varys’i kraliçeye ihanet ediyorsun diye ispiyonlamak kitaptaki karakterine uygun olsa da Jaime’yi Dany’den habersiz olarak serbest bırakmak? Varys ızgara olunacak ne hata yaptı o zaman? Suçu neydi? Dizinin şu küçük ama aptallık dolu hataları illallah ettirdi artık. Onu da geç Ser Davos Cersei’nin kaçmasına nasıl ve neden yardım etsin? Adamın hayatını sildiler Blackwater savaşında. Varys’in ateşteki görüsü, duyduğu şeyler, oynayacağı büyük rol falan da güme gitti? Adam dümdüz öldü. Nasıl öleceğini görmüştü belki ama gerçekten çok kötü iş çıkarıyorlar bu sezonda. Başka bir karakter katliamı da Jaime üstünden yapıldı ki en büyük hayal kırıklığım. Sekiz sezon boyunca ne güzel dayayıp, döşemiştiniz ya. Kitaplarda Cersei’yi aşalı çok olsa da hadi dizide bir dinamizmi vardı. Bronn’un Cersei kendisini öldürmeye yollandığını öğrendi bu adam önceki bölüm. Bu nasıl saçma duygusal reaksiyon? Kuzeyden Güneye sevdiğine sarılmaya mı geldi bu adam? Kurtarmaya? Ölüm sahnesine sonra geleceğim ama yani çok fazla yatırım yaptığınız karakterleri Birol Güven dizisi zekâsında nasıl gömebildiler anlamıyorum ben. Jaime, Tyrion, Varys bu dizinin en sağlam karakterlerindendi ancak kitaptaki kaynaklar bitti biteli yaptıkları aptallıkları ve çelişkileri ilallah ettirdi. Reddit okusalar yeterdi ya. Çok şey değil.

Daenerys Stormborn

Dany. Ejderhaların annesi. İsminin ilki. Zincir kıran ve sonunda Deli Kraliçe. Taht için yapılan son savaş çok görkemliydi. Ancak her görkemli gösteri gibi inanılmaz bir acıyla döşendi her tarafı. Tyrion’ın çanlar çaldığında şehir teslim olmuş demektir tavsiyesine o zaman duracağını söyleyerek söz veren Dany’nin durmaması.. Üzücüydü çok benim adıma. Dizinin gidişatı hep deli kraliçeye yöneliyordu ve benim bunla bir sorunum yok. Romeo ve Juliet’in aşkı ne kadar gerçek olursa olsun ölümleridir o hikâyeye anlamlı son getirecek. Bu Targaryenler için de böyle. Tanrılar yazı tura atar ve sen paranın yanlış tarafının geldiği anlaşılacak günde orada olmak istemezsin. King’s Landing öyle bir gün yaşadı işte. Dany tüm hiddeti ile kadın, çocuk, adam kim varsa yakıp, geçti. İnanılmaz ötesi bir dehşetti. Küller arasındaki insanlar, yananlar, Arya’nın tek kişilik hayatta kalma sekansları… Deli Kral’ın vahşetini hep izlemek istemiştim ama sanırım ona en yakın alacağımız şey budur. Tabi bu delirme ile sorunumuzun olmaması demek olayı mantıklı kılmıyor. Kadın üç günde delirmiş gibi gösterdiler. Birkaç sezon gerekiyordu bunun adına. Olağanüstü bir dünyada yaşıyor olabiliriz ancak psikoloji hâlâ aynı çalışıyor.

Tüm bu yangının sorumlusunun Dany’i öpmeyerek, sevmeyerek ve sevişmeyerek onu daha da yalnız hissettiren, asla oturup da ‘nasılsın?’ diye konuşamayan sosyal yetenek özürlü Jon Snow olduğunu bilmek de ayrı bir sıkıntı. Kadını seven tek kişi kalmışsın. Az bir gazını al hocam. Belli ki yakıp yıkacak değil mi? Mağarada poposunu şişleyen yabani hanımla efsanevi aşk yaşayabiliyorken geçen hafta seviştiğin kadına biraz şefkat gösterememek? Aferin benim kanser zombi kralıma. Tüm sezon boyunca öyle rezalet kararlar verdi ki artık Jon konuşunca sesi kısıyorum zehri bana akmasın diye. Sonra bakarsın King’s Landing küller içindeyken tecavüz eden, öldüren manyaklara. Psikolojiden anlamak çok önemli. Çünkü Dany’nin Cersei’nin dünyasını başına yıkma motivasyonunu anlarım. Eğer gidip de direkt kaleyi yaksa, yıksa bununla bir sorunum olmazdı. Ancak şu evrede, şu karakter gelişimi ile bu ejderhayı en ufak sokaklara bile ateşler salarak sokması mantıklı gelmedi. Yani bu kadar hiddet içinde olsanız nereye yönelirdiniz? Acılarınızın sorumlusu ve çocuğunuza zarar veremeyecek konumda olan kadına mı? Yoksa sokakta saatlerinizi alacak bir masum insan katliam şovuna mı? Ejderhası çocuğunu yaktı diye bir çobana dünyanın sempatisini bekleyen Dany’i getirdikleri duruma da ayrıca bakın. Acımasızca çocukları katletti. Siz karar verin.

Cleganebowl ve Arya Stark

Dizi başından beri belki de en hype olaylardan biri olan Cleganebowl bu bölümde gerçekleşti ve Tazı da Dağ da ateşle başlayan hikayelerine ateşin içinde can vererek nokta koydular. Shakespearelik sonların hastası olduğumdan bu olayın fan servisi olmasından falan hiç rahatsızlık duymadım. Bitmesi gereken noktaydı. Arya ile geldikleri noktada Arya’ya bir insan olduğunu hatırlatan da yine Tazı oldu. Kendi hikâyesini çok güzel şekilde bitirdi. Kitaba kıyasla biraz farklı bir portre olsa da dizi bazında portresi hep tutarlı oldu tazının. Normalde kadehimi kaldırırdım ancak Ramazan dolayısıyla şerbet bardağımı kaldırıyorum şerefine. Her kızarmış tavuk yediğimde kendisini hatırlayacağım.

Arya Stark ise yıkımın göbeğindeydi. O yüzsüz kızın korku dolu olduğunu görmek, ölülerle savaşmış ve onları yenmiş kahramanın bu denli dehşete düştüğünü görmek… King’s Landing kimse için iyi anılar beslemiyor. Kendisine yardım eden kadın ve çocuğunun da yakılışını görmüş olmak gelecek bölüm açısından bize ipucu verdi. Arya’nın öldüreceği Yeşil gözlünün Cersei olacağını ön görmüştük ancak iş değişti. Dany’nin yeşil gözlerinin son gördüğü şey bir Stark olacak. Orası kesin. Dizi adım adım dramatik sona gidiyor demiştik. Tahtın kalacağı kişiler Sansa ve Bran olacak gibi. Jon’un rolünü şu noktada çok kestirebildiğim söylenemez. Hikâye normalde onun hikâyesi ancak bu dehşetten sonra taht ona kalsa da alacağını sanmam. Bunu kabul edecek olan Sansa’nın bir çocuk gelin olarak girdiği King’s Landing’den tacını takmış olarak çıkacağını izleyebiliriz. Geriye ne kaldıysa tabi.

Ensestik Shakespeare: Cersei ve Jaime

Cersei’ye verdikleri sona hem mantık yolundaki bir hayran olarak hem de Cersei nefretliği olarak çok sinirliyim. Euron ile yaptığı düello sonucu ağır yaralanan Jaime ile anlamsız şekilde kucak kucağa mutlu bir sonla öldü ?!?!? Ben tatminkâr ya da acı bir ölüm beklemiyordum. Fan servisi olsun istemiyordum ancak bu kadarı fazla. Cersei’ye herhangi bir replik vermeden, adam akıllı motivasyonlarını dinlemeden, Dany ile yüzleştirmeden, Arya ile yüzleştirmeden… Bunların hiçbiri mantıklı gelmiyor ya. Bu GRRM’nin sonu değil. Kitaplarda öyle farklı ki Jaime’nin nefreti ve olayların üstesinden gelişi, böyle saçma aşk dolu bir sonla bitirmesinin ve bağlamasının imkanı yoktu. Ben eminim ki Valonqar teorisinin küçük kardeşin ellerinden ölecek kısmını böyle manipüle etmeyecekti o. Dümdüz Jaime’nin öldürmesi lazımdı. Her Stark acımasız ve onursuz şekilde ölmüşken, her kral-kraliçe aşırı dramatik ve sansasyonel şekilde gitmişken mantığa aşırı aykırı derecede bir ölüm. Ölüsünü bile görmedik gerçi. Hâlâ yaşıyor olursa bu tek paragraflık öfkem boşa gidecek. Yine de Romeo ve Juliet sonunu çok banal buldum. Rosalinda yazmıyoruz kardeşim ya!

Krallığın son Nefesleri

Daha çok şey yazasım var da unutuyorum yazarken. Bölüm muhteşemdi. Bunu inkâr edecek kimse yok. Bir film olsa ağzımız açık da izlerdik. Bunda da sıkıntı yok. Ancak bir romanın ilk 750 sayfasını bir dahi yazmışken son 250 sayfasını bir çocuğa yazdırmış gibiler. Suratımıza bakarak ‘Agucuk gugucuk’ yapıp, bundan müthiş bir zevk almamızı bekliyorlar. HBO 10 bölüme bütçe sunmaya hazırken ‘Yok biz 6 bölümde hallederiz hocam.’ diye bunu reddeden senaristler de rezalet iş çıkarıyor. Night King başta olmak üzere tüm karakterlerin içine pislediler. Kemikleri sızlıyordur onuruyla giden Ned Stark’ın, uçkur derdine giden Robb Stark’ın, dümdüz giden Baratheonların… hepsinin.

Ne muhteşem ne şatafatlı başlamıştı oysa ki. Yazım bittikten sonra açıp Hardhome bölümünü açıp, izleyeceğim. Mance Ryder’dan tut da ilk bölümlerdeki en minik karakterlere kadar herkesin akıllıca sözlerini, hareketlerini özledim. Çok kişisel sevdiğim bir iş Game of Thrones. Diziden fazlası benim adıma. Hayatım oluyor yayınlandığı dönemlerde. Hayatın çöptenliğini unutturacak kadar muhteşem bir işti çünkü. Hayatın çöptenliğini özlettiği dönemlerin gelmiş olması beni fazlasıyla buruyor. Ha bölüm hoşuma gitmedi mi? Diziye hâlâ aşık değil miyim? Fazlasıyla. Ancak dediğim gibi… Ben sağlıksız ilişkilerin baş üstadı Shakespeare’in sonlarının büyük hastasıyım.

Haftaya son kez görüşmek üzere.