Edebi dil ile uğraşmayacağım. Kibarlıkla uğraşmayacağım. Dümdüz bir mektup gibi yazacağım. 2011’de başladığım bu muhteşem yolculuğu resmen kanalizasyon çukurunda bitiren bu diziye nefret kusmamak için uyuşturucu bağımlısı oğluna çaresizlikten para veren bir baba gibi sessiz sakin içime ağladığım yazılarımdan sonra bu sefer kan kusacağım.

Taht Oyunları mı Rant Oyunları mı?

Yılmaz Özdil başlığım için özür diliyorum ancak böyle rezalet bir sezonun üstüne iyi bir final bile çıkaramayan senaristlere başta olmak üzere GRRM’nin de dahil olduğu koca bir güruha sövesim var. beşinci sezonda diziden el etek çeken GRRM’nin sadece kafasındaki finali senaristlere söylemesi üstüne izlediğim son üç sezona dair en mantıklı açıklamayı buldum ben. Dizideki tüm ucu açık olaylara dair fikirlerini kitaba saklamak isteyen ve ordan da para kırmak isteyen GRRM asla fikir vermedi bu konularla ilgili. Senaristler de kısıtlı bilgileriyle çok güzel sıvadılar her yerini Game of Thrones’un. Kendi bildiklerinden Spin-off’a yarayanları dizide göstermeyip, sakladılar. Bilmediklerine de asla bulaşmayarak dizinin her tarafını senaryo deliği ile doldurdular. Herkes para kazansın diye çok güzel bir işin, efsanevi bir işin katili oldular. Ben buna çok kızgınım.

Öyle bir final ki ilk beş bölümün akla gelebilecek her türlü salaklığını toplayıp, beşe katlayabildi. Her açıdan daha da rezalet bir şekle getirebildi. Onca sahte son hazırlamalarına rağmen bir yıl önce dizinin sonu sızıntı şeklinde Reddit’e verilebildi. Süreç nedir, ne kadar kötü yönetilir, efsaneler nasıl yok edilir temalı bu son üç sezon için HBO ve yazarlara teşekkür ediyor, son bölüm yazıma geçiyorum.

 

Dümdüz Salaklık ve Daha Çok Salaklık ve Minik Güzellikler

Enkazlar arasında yürüyen Tyrion, Jon ve Ser Davos. Teslim olmuş askerleri Dany’nin emriyle öldüren Gri Solucan. Şehirdeki dehşet yüzünden kanı çekilen Tyrion’ın ablası ve abisini enkaz altında bulması. Tabi burda hiç sorun olmayacaktı normalde eğer binanın kalanı da enkaz olsaydı. Jaime ve Cersei 3-5 metre yanda dursa ölmeyeceklermiş. Bunu gördükten sonra zaten artık kanım çekilmeye başladı. Gene de enkaz sahnelerindeki çekimler ve Tyrion’ın Lannisterlar başındaki ağıdı sinematik olarak çok lezzetli sahnelerdi. Dany’nin Ejderha kanatları varmışçasına çekildiği sahne ise dizinin en güzel üç sahnesinden biri olabilir. Emilia Clarke’ın şu delirmiş Dany’i canlandırabildiği 15 dakikası, Dothraki ve Valyrian dilinde yaptığı savaş konuşması epik bir oyunculuk örneğiydi. Bu oyunculuğu ve karakter gelişimini iki sezon izleyebilseydik neler değişecekti ya? Ancak sonra konuşmaya başladılar yine işte. Tyrion’ın EL rozetini yere atarak Dany’e atarlanması ve tutuklanması… Sonra Jon’un kanına girmesi… Jon’un da tüm sızıntıları ve dizi başından beri yapılan tüm teorileri haklı çıkaracak şekilde Dany’i öldürmesi… En melankolik ve şok dolu sahnelerden olabilecekken o kadar çay kaşığı dolu duygularla çekilmiş ki bu sahne… Sözlerim bitti. Drogon’un feryadı beni şu dizideki tüm ‘gerçek oyunculardan’ daha çok duygulandırdı. Tabii annesini yerde ölü gören Drogon’un suçlu olarak tahtı görüp, onu eritmesi ve Jon’a bir şey yapmadan annesini alıp, gitmesi de görülmeye değerdi.

Zaten sahne yeterince odun değilmişçesine bir dahaki sahnede aylar sonra tüm liderleri buluşturmaları da tüy dikti olaya. Gerçekten mantık aramaktan yoruldum da hadi arayalım. Gri Solucan Kraliçesinin öldüğünü nasıl anladı? Gerçi Jon babası gibi moron olduğundan gitmiş kendi itiraf etmiştir. Hadi bunu anladı. Gelmiş geçmiş en akılsız ve pasif agresif iki ordu olan Lekesizler ve Dothraaki neden tüm liderleri çağırmak için her yere kuzgun yolladılar? O sırada da Jon ve Tyrion’ı beklettiler falan? Taciz, ölüm devam olmalıydı sanki. Hani adamlar kraliçelerine aşık ya? Gerçekten çok anlamsız.

Divan sahnesinde de üç dakika önce trajik bir ölüm olmamışçasına Sam’in ilk demokrasi girişimi, bunla geçilen dalgalar, Edmure’un sezonlar sonra krallığa aday olarak geri dönüşü ve Tyrion… Bir Kral seçeceksek bu kral ‘En iyi hikâyeye’ sahip kral olmalı diyerekten Bran’i seçtirdi herkese. Sakat Bran’i. Bran the Broken dediler. Bran the Raven falan diyebilecekken. Ama illa engelli vurgusu lazım. Ona takılmadım diyelim. Üç gözlü kuzgun olduğunu söyleyen Bran ‘Ben asla hükmedemem.’ gibi tatavalar yapıyorken önceki bölümlerde, BU BÖLÜM NASIL KRAL OLUYOR RAHATÇA? Bran kral olmalıydı bence de. Ama bu şekilde mi? Her şeyi gören adamın satrancı kazanması normal de açıklamadıkları ve anlamsız kalan o kadar çok detay var ki düşündükçe sıkıntı basıyor. Üç gözlü kuzgun olan bir adamın krallıktan bahsedilince ‘Onca yolu neden geldim sanıyorsun?’ gibi aptalca bir cümle etmesi? Senaryoyu elinizle mi yazdınız kabanızla mı gerçekten anlamıyorum sayın senaristler ya? Gerçekten anlamıyorum.

8 Yıl ve Bazı Sonlar

Aynı divanda Sansa Kuzey’in özgür olacağını söyledi ve herkes aynı anda Jon’un Duvar’a geri yollanmasında karar kıldı. Bir anlamı olmayan duvara. Tamam buralarda sıkıntı yok. Kuzey gerçekten tehditkar bir ordu ve savaşın anlamı yok. Bran de özgürlüğünü verdi. Tyrion’ı da sağ eli yaptı. Genel olarak tüm karakterlerin sonunu 7-8 dakikalık bir tartışma sonucu divanda belirlediler. Gri Solucan adalet isteğine ulaşamadı. Garip şekilde sakin karşıladı herkes bu absürt olayları. Solucan Naath’a gitti. John Duvar’a. Sansa Kuzey’i bağımsız eyleyip Kraliçe oldu. Arya Kaşif. Yüzsüz hanım olmak için yıllarını harcayan Arya bu yeteneğini sadece Walder Frey’i öldürmek için kullandı. Ona da ayrı parantez açmak istiyorum. Kaşif oldu evet. Westeros’un batısını merak edip… Yani sorabilirdi. Bran’e hani? Dünyanın haritasını nöronlarında tutan adama? Ama neyse. Yine deşmiyorum.

Tekrarlarca ihanete uğrayıp, ölen ve hayatının aşkını öldüren Jon Snow da duvara döndü. Özgür Halk’ı evine döndüreceğini söyleyen Tormund ne hikmetse aylarca onu orda beklemiş sanırsam. Bir saçma sahne daha. Az biraz mantıklı olun hocam ne olur ya? Ghost’u sevdi bu sefer ama! Çok mutlu etmesinin yanında dizinin sonucu şairane bağlandı biraz. John Özgür Halk ile duvarın ardına gitti. Yeni Mance Ryder oluyor muhtemelen. Duvarın Ötesindeki kral olarak. Bu muhteşem bir son benim adıma. Kardeşler arasındaki sahne geçiş sekansı da görülmeye değerdi.

Brienne şövalyeler kitabına Jaime için yeni satırlar yazdı ve mürekkep kurumadan kapağı kapadı. Tyrion’ın El olduğu masadaki diğer isimleri de gördük. Ne hikmetse paradan sorumlu genelev aşığı Bronn, sonunda hak ettiği ustalığı alan Sam ve Çılgın Korsan Davos. Geçen muhabbetin rahatsız ediciliğine değinmiyorum bile. Bran’in ikinci replik olarak belki Drogon’u bulabilirim siz devam edin diyerek ortalığı terk etmesi… Bu karakterlerin son muhabbetinin genelev inşası üstüne açılacak bütçe üzerine oluşu… Buz ve Ateşin Şarkısı’nı bir tarih kitabı olarak masaya getiren Sam… Tyrion’a sen içinde yoksun bile demesi. Üç ayrı krala el olmuş, Tywin’i öldürmüş, Dany ile birlikte yola çıkmış, Blackwater’a damga vurmuş, dünyada kalan son Lannister…Tyrion’ın adı bir tarih kitabında yok. Yorum yapmaya gerek bile yok. Görüyorsunuz bence. Görmelisiniz.

Cevapsız Sorular ve Veda

Veda ettik. Ben de veda ediyorum bu son yazımla artık. Çok fazla soru kaldı geriye. Bran’in geçmişi, Üç gözlü kuzgun ile ilgili sorular, Ateş Tanrısı, Çok yüzlü tanrı ve hizmetkarları, Varys’in savaştaki rolü, kehanetler, kurtlar, Gece Kralı,  ak gezenler ve onlarcası… Dahice yazılmış eserlerin ortalama zekadaki insanlara bırakılması nasıl bir çöküş getiriyor görebiliyorsunuz. Sezonlar boyunca büyük aşkla izlediğim Game of Thrones’un bitişi büyük ihtimalle bana yarın koyacak. Çok üzüleceğime de adım gibi eminim. Keşke böyle bitmeseydi ama Hemingway’in dediği gibi önemli olan son olmamalı bazen. Yolculuk daha önemli. Ve…
Ne yolculuktu ama değil mi?