Netflix’in ilk Türk dizisi Hakan Muhafız sonunda görücüye çıktı. E biz de boş durmayalım, bakalım neler yapmışlar, nasıl olmuş inceleyelim dedik.

Başlarken

Hakan ilk duyurulduğunda işin açıkcası çok heyecanlanmıştım. Her zaman böyle atılımlara ihtiyacımız olduğunu söyler dururum. BluTv bu açılımı Yaşamayanlar ile yaptı. O her ne kadar güzel başlasa da daha sonradan hızını yitirdi. Yine de ağzımızda bıraktığı tat çok kötü değildi. Hakan Muhafız nasıl peki? İnanın bana bu diziye başlamadan önce Yaşamayanlar dizisinden dolayı çok önyargılı davrandım. Fakat izlediğim ilk bölüme göre dizi hiç de fena değil. Kaldı ki Yaşamayanlar’da yapılan hatalara düşülmemiş. Dizinin iki kere ertelenmesinden dolayı anladığım şey, birkaç kısım yeniden çekime uğramış ki bu da iyi olmuş. Zira bazı yerler çok güzelken baz yerler nedense biraz absürt duruyor. Hadi gelin başlayalım.

Konu otantik olmaya çalışsa da başarısızlığa düşüyor desek yanlış olmaz. Hakan isimli karakterimiz zengin olmaya çalışan yakışıklı ve bohem bir delikanlı. Sonra onun üvey babasını vuruyorlar. Meğerse bir gömlek varmış. Bu gömlek giyeni kurşun geçirmez adam yapıyormuş. Zamanında İstanbul’da yedi tane “Ölümsüz” adı verilen kişi varmış. Bunların altısı ölmüş geriye son bir tane kalmış. Ölümsüz, İstanbul’u ele geçirmeye çalışırken Hakan da gerçekte atalarından gelen bir görevi olduğunu, İstanbul’u koruyan “Muhafız” olduğunu öğreniyor. Ölümsüz’ü öldürmek için üç mistik eşyaya sahip olması gerekiyor. Biri hançer, diğeri gömlek, en son da yüzük. Bunlar sayesinde Ölümsüz’ü durduracak kişi haline gelecek. Bu sırada kendisine yardımcı olacak bir de “Sadık Olanlar” adlı yardımcıları var.

Assassin’s Creed değil mi bu ya? Evet şaşırmayın konu taş gibi Assassin’s Creed’den çakma. Dizinin içinde başka çakma yerler de var. Elbette konular benzeşebilir, örtüşebilir ama bu resmen çakma ve ne yazık ki göze çok batıyor. Daha saymakla bitmedi, yedi Ölümsüz ve Ölümsüzlerin neye benzediğini kimsenin bilmemesi de nerden çakma dersiniz? Hadi tahmin edin! Evet, Lord of the Rings’deki Nazgul’ler.

Neler Olmamış?

Tatava yapmayacağım. Dizinin olmamış kısımları çok. Bir kere Hakan çok prototip bir süper kahraman. Huysuz, tatlı, afacan ve seksi. Arada dövüşüyor, arada sevişiyor. Karakterin fantastik bir dünyaya girdikten sonra sadece beş dakika filan “Neredeyim ben?” hissiyatı yaşıyor. Duruma hemen alışıyor maşallah. Bana “Umut sen bundan Ankara, Kahramankazan’ın Muhafızısın” deseler evden çıkmam başıma bir iş gelir diye. Bir de karakterin intikam duygusu ile hareket etmesi lazımken bu seyirciye geçmiyor.

Sadık Olanlar adlı grup kaç kişi, kimler, neden bu hayatı seçmişler? Hiçbiri anlatılmıyor. Biz seni koruyacağız lafından başka hiç bir şey yok. İyi de kardeşim neden koruyacaksın? Senin bu işten çıkarın ne? Hangi motivasyonla bu işi yapıyorsun? Anlatılmıyor. Bu grubun mistik olması lazım. Fakat Yurdaer Okur’un canlandırdığı Kemal karakteri ile Hazal Ergüçlü’nin canlandırdığı Zeynep, sadece varlar. Bir şeyler bulup anlatmamak üzerine iki karakter. Kemal sürekli Facebook gönderisi gibi konuşuyor. Zeynep de havalı kız kontejanından.

Ölümsüz olan kim daha belli değil. Okan Yalabık’ın oynadığı Faysal karakteri, sözde İstanbul’un en zengin adamı, hayırsever ve iyi bir insan gibi yansıtılıyor. Daha kötü olan karakter Mazhar karakteri Mehmet Kurtuluş tarafından canlandırılıyor. Mehmet Kurtuluş şu an dizinin en iyi oyuncusu. Gerçi benim nazarımda zaten Türkiye’nin sayılı oyuncularından burda da sessiz ve kötü bir karakteri iyi canlandırıyor. Kendisi Muhteşem Yüzyıl Kösem’in ilk sezonunun kahramanıydı zaten. Kötü performans beklemiyorum kendisinden.

40 dakika olan bölümler dizinin anlatmak istediğinden daha kısa. Olayların çok çabuk geçiştirilmesinden korkuyorum işin açıkçası. Türk dizisi yazmaktan gelen bir alışkanlık olsa gerek, ilk bölümde resmen hiçbir şey anlatılmadı. Eğer dizi bu kadar yavaş gidecekse gerçekten kopuşlar yaşanabilir. E tabii zamanında 3 saat yazmaktan dolayı, hadi 40 dakika yaz denilince millet de bir şaşırıyor.

Neler Olmuş?

Dizi İngilizce dublaj ve altyazı seçeneği ile geliyor ki bu iyi. Muhtemelen yurtdışı izleyicine ulaşır. Talep görür. Bu tarz konulara hep talep vardır. İstanbul güzel yansıtılmış. Tarihi eserler, boğaz filan derken bayağı güzel turizm reklamı olmuş. Bunun dışında Çağatay Ulusoy fena değil. Bir yerden sonra rol üzerine oturmuş. Hikaye çok banal ama anlatım tarzı fena değil. Yaşamayanlar bu konuda daha iyiydi. İç içe bir sürü hikayesi vardı ama anlatamadı. Bu da tam tersi, tek bir konu var fakat anlatım iyi.

Görüntü yünetmeni harikalar yaratmış. Türk sinema sektörü artık bu konuda belli bir standartı tutturdu. Eskisi gibi leş şeyler izlemiyoruz. Benim şahsi kanaatim bir yerden sonra hikayeyi değil, görüntüleri izlemeye başlayacağınız zaten. Mekan seçimi de on numara olmuş.

Efekt kısmına gelince, ilk bölümde efekt adına pek bir şey yoktu zaten. Yatırım Netflix tarafından yapıldığına göre çok da sırıtmayacağını düşünüyorum. İlerde neye evrilir bilemiyorum tabii. Yine de artık çok fena fena şeyler çıkmıyor. Sonuç olarak gözlerimizin kanayacağını sanmıyorum.

Nasıl Gider?

Bu dizi iyi mi kötü mü? Bu dizi Türkiye standartlarına göre çok ortalama bir iş. Eğer saçmalamazlarsa ve bu ölçüde giderse iyi hatırlanır. Yok bu performansın üzerine çıkarlarsa, ses getirebilir. Fakat çok ince bir çizgi de, tek düşüş geri dönülemeyecek bir noktaya sokar diziyi.

Netflix çoktan 2. sezonun onayını vermiş ki, bu diziye güvendikleri anlamına geliyor. Bence başlangıç için hiç fena değil. Keyifle izleniyor. Ara ara sinir olsanız da bazı şeyleri en azından bu seviyede görmezden gelmemiz lazım. Yakında çıkacak olan Beren Saatli fantastik dizi bu seviyenin sonu olacak. Artık amatörlük devri yavaştan bitiyor. Belki bu diziye çok zalimce davranamıyorum ama Beren Saatli olanı ciddi ciddi izleyeceğim.

Sonuç olarak, Hakan: Muhafız’ı izleyin. Her zaman böyle yapımlar desteklenmeli. Ben bu diziyi çok ortalama bulsam da geri kalan bölümlerinden sonra tam bir 1. sezon incelemesi yazacağım o zaman genel duruma tekrar bakacağız.

Şimdiden iyi seyirler.