DC çizgi romanlarından uyarlanan ve Fox’ta ekrana gelen Lucifer 4. sezon bölümleriyle birlikte Netflix’e transfer oldu. Peki dizinin yeni sezonu izlemeye değer mi?

Lucifer şimdiye kadar tam anlamıyla çizgi roman uyarlaması gibi hissettirmeyen bir dizi oldu. Amerikan televizyonunun meşhur “her bölüm başka bir dava çözelim” konseptine uyarlanan hikayede Lucifer Morningstar ve Chloe Decker’ı birlikte cinayet davalarını çözerken gördük. Hikayenin doğaüstü yanı hep geri planda kaldı. Lucifer’ın şeytan olduğunu bilsek de, bunu asla tam anlamıyla hissedemedik. Ulusal kanalda ekrana gelen bir dizi olduğunu, olayların yumuşatıldığını her daim hissedebiliyorduk. Üstüne sezonların 20 küsür bölümden oluşması hikaye akışlarının fazlasıyla uzamasına ve can sıkıcı bir hal almasına neden oluyordu. Özellikle üçüncü sezon bu sorunun en büyük kurbanlarından biri oldu. Olaylar o kadar sarktı ki can sıkıcı bir hal almaya başladı. Bununla birlikte reytinglerde düşüş yaşandığını ve Fox’un diziyi iptal ettiğini gördük.

Çok şükür Lucifer’ın imdadına Netflix yetişti. Çok şükür diyoruz çünkü dördüncü sezon tam anlamıyla olmuş. Şimdiye kadar şikayet ettiğimiz ne varsa azalarak kaybolduğuna, çözülmesini beklediğimiz problemlerin sonuca ulaştığına şahit olduk. Lucifer’ın şeytan olduğunu da gerçek anlamda hissedebildik. Tüm bu olumlu gelişmelerin en önemli sebebi ise sezonun sadece 10 bölümden oluşuyor olması. Bölüm sayısının azalması hikaye kalitesinin artmasına neden olmuş diyebiliriz. Olaylar don lastiği gibi uzamıyor. Seyrettiğimiz her şey sezon finalinde önemli bir rol oynuyor. Böyle olunca Lucifer’ı seyretmesi gerçekten çok keyifli bir hal alıyor.

Netflix’e transfer olan dizide hissedilen en büyük farklardan biri çıplaklık diyebiliriz. Lucifer her zaman cinselliğe çok düşkün bir karakter olmasına rağmen dizide çıplaklık nadiren yer alan bir unsurdu. Netflix’e geçişin ardından bu durumda ciddi bir değişim görüyoruz. Fakat bu farklılık abartılmadığı için rahatsızlık da yaratmıyor. Tom Ellis’i daha sık üstsüz görmeye başlıyoruz. Bölümlerden birinde kahramanlarımızın çıplaklar kampına gittiğine şahit oluyoruz. Kimsenin gerçek anlamda çıplak görmesek de, böyle bir sahne dizi Fox’ta yayınlanırken asla çekilmezdi. Fakat Lucifer gibi bir karakterin çıplaklar kampı gibi bir fırsatı kaçırması da düşünülemez.

Dizinin üçüncü sezon finalinde Chloe sonunda Lucifer’ın şeytan yüzünü görmüş ve onun söylediklerinin gerçek olduğunu anlamıştı. Bu sezon genel olarak Chloe’nin Lucifer’a dair bu gerçeği kabullenmesi üzerine kuruluydu. Fakat onunla birlikte Lucifer’ın da kimlik arayışına girmesine şahit olduk. Bunu sağlayan onun ilk sevgilisi Havva (Eve) oldu. Kendisini olduğu gibi kabul eden Havva ile yeniden bir araya gelen kahramanımız başta çok mutlu olsa da, artık eskisi gibi olmadığını anlıyor ve bu durum Lucifer’ın üç sezonda geçirdiği değişimi çok daha net bir şekilde görmemize yardımcı oluyor. Öte yandan Chloe ile birlikte Lucifer’ın asıl doğasını, ona dair ön yargıların ne kadar doğru veya yanlış olduğunu öğreniyoruz.

Dördüncü sezonda “her bölüm bir dava çözelim” konseptinden çok, doğaüstü olaylara odaklanıyoruz. Bunun iki sebebi var. İlki Lucifer’ın kimlik arayışı, diğeri ise Amenadiel ve Linda ikilisi. Bu noktada sezonun yan hikayelerinin de çok başarılı olduğunu belirtmek gerekiyor. Dizinin ihtiyacı olan gerçekten cinayet davalarını çözmekten çok işin doğaüstü kısmına odaklanmaktı. Dördüncü sezon finali bu isteği gerçek anlamda karşılıyor.

Özellikle sezon finali bölümünde gerçek bir şeytan görüyoruz diyebiliriz. Buradaki kastımız dini öğretilerde yer verilen, saf kötü şeytan değil. Uzun zamandır dünyada yaşayan, kendini keşfetmeye başlamış, olaylara farklı açıdan bakmayı öğrenmiş, ciddi bir gelişme yaşamış fakat hala Cehennemin Kralı olan bir şeytan. Lucifer’ı şeytan formunda görmek, bir sözüyle diğer şeytanların önünde diz çöküşüne şahit olmak gerçekten çok güzeldi.

Aslına bakarsanız dördüncü sezon dizinin finali olabilecek şekilde son buluyor. Fakat işlerin iyice kızıştığını söyleyebiliriz. Özellikle meleklerin ve şeytanların hikayedeki rolü giderek artarken olayların daha heyecan verici bir hal aldığını kabul etmek gerekiyor. Bu sebeple Netflix’in Lucifer’a bir an önce beşinci sezon onayını vermesini umuyoruz. Çünkü hikayenin bundan sonrası çok daha heyecan verici olacak.