Merhabalar. Hugo Weaving acaba bu kez hangi kötü adamı oynuyor serisinin tahminen 37. ayağında birlikteyiz. Ölümcül Makineler, İngiliz yazar Philip Reeve‘in aynı adlı kitabından uyarlanmış bir film. Sıradışı konusu ve karakterleriyle bize son yıllarda yalnızca Mad Max Fury Road tarafından yaşatılmış bir duyguyu yaşatıyor. Hazırsanız Londra’ya biniyorum ve devasa paletler üzerinde ovalara açılarak konuya giriyorum.

Yürüyen Kentler

Film, konusunu Philip Reeve tarafından yazılan dört kitaplık bir serinin ilk kitabı olan Yürüyen Kentler‘den alıyor. Kitap yıllar önce Türkçe’ye çevrilirken ismini bu şekilde uygun görmüşler ve bence bir bilim kurgu hikayesi için çok yerinde bir isim olmuş. Eğer kitabı bu isimle biliyorsanız kafanız karışmasın. “Ölümcül Makineler” kitabın özgün adı olan “Mortal Engines“in doğrudan çevirisi.

Ölümcül Makineler, insanlığın yeni icat ettiği bir silahla, binlerce yılda kurdukları tüm medeniyeti 60 dakika içinde yerle bir ettiği bir savaşın sonrasını bizlere anlatıyor. İnsanlık medeniyetinin bildiğimiz haliyle son bulmasının üzerinden binlerce yıl geçmiş, zaman içerisinde insanlık yeni bir medeniyet kurmuş. Ancak bu medeniyet yerleşik hayata geçemiyor, zira savaş sonrasında dünyanın yüzeyi de üzerinde yaşamayı oldukça güç kılacak bir hal almış. Gerek radyasyon, gerek doğal etmenler sebebiyle insan ırkı yeniden göçebe hayata mecbur kalmış. Bu binlerce yıl içerisinde göçebe hayata adapte olmaya çalışan insanlık, yeni bir sanayi devrimine imza atmış ve üzerinde binlerce insanın yaşayabildiği, dev tank paletleri üzerinde hareket eden şehirleri kurmuşlar. Artık şehirler hiçbir yerde uzun süre kalmıyor ve kendilerinden daha küçük şehirleri “yiyerek” besleniyorlar.

İhanet ve İntikam

Hikayede görüyoruz ki, aradan binlerce yıl da geçse, intikam ve ihanet kavramları insanlık için değişmemiş. Film intikam için yola çıkan Hester Shaw ve yolunun kesiştiği Tom Natsworthy’yi takip ediyor. Hester, Londra’nın en ünlü ve en önemli arkeoloğu Thaddeus Valentine‘ı öldürmek istiyor. Valentine ise, kendisi de bir tarihçi olan Tom’un idolü. Valentine’a olan hayranlığı ve ona yakın olma isteği, Tom’un yolunun Hester ile kesişmesine sebep oluyor.

Film ihanet ve intikam kavramlarını bize makul bir zeminde sunuyor. Yine de genç yetişkin dediğimiz kitleye hitap eden bir kitap ve film olduğu için iyiler ve kötülerin arasındaki çizgiler çok da bulanık değil. Karakterler birbirlerinin motivasyonlarını sorguluyor, ancak çoğu zaman iyilik ve kötülüğün çarpışmasına tanık oluyoruz. Bana sorarsanız insan ırkının çorak topraklarda birbirini yiyerek hayatta kalmaya çalıştığı bir dünyada iyilik ve kötülüğün çizgilerini net olarak çizmek doğru değil, ancak film bu çizgiyi savaş tüccarlığı ve işgal politikasını baz alarak çektiği için çok rahatsız olmadım.

Bu Hikayeler Ceplerime Sığmıyor!

Üzülerek belirtiyorum ki Yürüyen Kentler kitabını okumadım. Yine de filmi daha doğru bir zeminde tartabilmek adına kitapla ilgili araştırmalarda bulundum. Filmi izlerken de net bir şekilde anlaşıldığı üzere, kitapta derinlemesine işlenmiş ve oldukça uzun olan konular, filmin süresine sığmamış. Ölümcül Makineler’de birbirine paralel giden üç adet ana hikaye var. Bu üç ana hikayenin her biri kendi filmine sahip olabilecek kadar derin ve önemli hikayeler. Doğal olarak filmin 2 saatlik süresine bu hikayeler biraz uzun geliyor ve ne yazık ki çözüme ulaşmakta güçlük çekiyorlar.

Öte yandan, süreye sıkışmayan hikayeler ve karakter gelişimleri gayet güzel bir şekilde neticeye ulaşıyor ve kesinlikle yarım kalmış hissi oluşturmuyor. Keşke bu hikayeyi en azından iki filme bölselermiş de tüm hikayeyi derinlikli olarak izleme şansımız olsaymış. Filmle ilgili tek üzüntüm bu oldu.

Beklentiler?

Peter Jackson filmin perde için üç yazarından ve yapımcılarından biri. Ancak filmin yönetmeni Christian Rivers. Yani “Peter Jackson’ın yeni filmi” olduğu gibi bir yanılgı oluşmasın. Bu filmden alacağınız keyfin en önemli belirleyicisi beklentileriniz. Yeni bir Yüzüklerin Efendisi beklemek yanlış olur, ancak kesinlikle keyifsiz veya sıkıcı bir film de değil. Ben izlerken oldukça keyif aldım ve filmin büyük kısmı devasa CG şehirlerden ve aksiyondan oluşmasına rağmen başarılı temposu sayesinde hiç yorgun hissetmedim. Açıkçası film daha uzun olsa ve hikayelerini daha iyi işlese daha bile memnun olurdum.

Sevgili [Yeni Yutulan Şehir Adı] sakinleri. Londra’da barış ve refah içinde yaşayabilirsiniz, ancak kişisel eşyalarınızı yanınızda getiremeyeceğinizi hatırlatarak yazımı burada sonlandırıyorum. Bu eğlenceli aksiyon filmini izlerken en az benim kadar keyif almanız ümidiyle, iyi seyirler!