Son iki gündür sinemaya odaklanmamızın ardından sıra televizyona geldi. 2017’nin televizyon açısından da renkli bir sene olduğunu söyleyebiliriz. Pek çok yeni ve farklı yapım izledik. Kimileri bizde derin izler bıraktı, kimileri beklentileri karşılayamadı. Biz de 2017’ye temelli olarak veda etmeden önce Saklı Kumanda ekibi olarak senenin en sevdiğimiz dizilerini derlemek istedik.

Daha önceki yazılarımızdaki notun aynısını buraya da düşmek istiyorum: Hiçbirimiz sinema veya televizyon konusunda uzman isimler değiliz. Sadece farklı hikayeleri izlemeyi ve bunlar hakkında yazmayı seviyoruz. Dolayısıyla söylediklerimiz kesinlikle uzman görüşü minvalinde değil. Sadece bizim fazlasıyla keyif aldığımız diziler. Bakalım bizim tercihlerimiz sizinkilerle örtüşecek mi?

Outlander – Billur Dalak

Bu sene en keyif alarak izlediğim dizi kesinlikle Outlander oldu. Serinin kitaplarını okumadım ama diziyle birlikte okumuş kadar oluyorum. Başarılı bir yapım olmasının ötesinde kesinlikle çok iyi bir uyarlama. Oyuncuların performansı zaten göz kamaştırıyor, ekstradan övmeye ihtiyaç bile duymuyorum. Sezonun ilk dört bölümünde ana kahramanlarımız birbirinden ayrı olmasına rağmen kendini izletmeyi başarması ise artı puanı hak ediyor. Şimdiden dördüncü sezonu merakla bekliyorum.

Ozark – Bora Kaplancık

Bu yılın en güzel sürprizinden bahsedeceğim size. Sürpsiz diyorum çünkü sessiz sedasız, ansızın yüklendi bu dizi Netflix’e. “Ne ki bu?” diye tıklamamla diziye kapılmam bir oldu. Olay örgüsü, oyunculuklar, bitmek bilmeyen ters köşeler soluksuz bir dizi keyfi sunuyor. Dizide, gerçek hayatta olduğu gibi hiç kimse gözüktüğü gibi değil. Her karakterin temeli çok sağlam ve hepsi bir şekilde birbiriyle bağlantılı. Dizi, bir ailenin mafyaya buluşmasından sonra yaşanan olyları ele alıyor. Bu nedenle gerilim ve aksiyon öğeleri ağırlıklı. Bir bölüm izledikten sonra gersi geliyor ve bir and koca sezon nasıl bimiş anlayamıyorsunuz.

Stranger Things – Emre Koparan

Önceki sezona göre aksiyonu ve gizemi bol bir hikayeyle karşımıza çıkan Stranger Things bu yıl da Netflix’in en başarılı işlerinden biri olmuş durumda. Upside Down’ın daha fazla ele alındığı ve arkadaşlık/birlik olma vurgusunun zirveye çıkarıldığı ikinci sezonda karakterlerin değişimine an be an şahit olduk. Eleven’ın kasabadan ayrıldığı bölüm izleyici tarafından bolca eleştirilse de, Duffer kardeşlerin açıklamalarıyla üçüncü sezonun temelinin atıldığını öğrenmek ayrı bir heyecan yarattı. Saadettin Teksoy’un bulunduğu tanıtımlar sayesinde Türkiye pazarında beklenenin üzerinde bir başarı elde eden dizi, korku – gerilim türünde olmasına rağmen, gençlik hikayesi üzerinden ilerleyişini başarıyla sürdürüyor. Öyle ki henüz iki sezonluk bir dizi olmasına rağmen bir “klasik” olarak anılmaya başladı bile.

Dark – Anıl Turhan

Yahu çok iyi diziydi be! Uzun zamandır sadece İngilizce dizileri izleyen bünyeye Almanca biraz şok etkisi yaptı. Almanca’dan pek hoşlanmayan biri olarak başta temkinli yaklaşsam da sonra kesinlikle değdiğine karar verdim ve sonuna kadar izledim. Kafalarda oluşturduğu gizemler, acabalar, şimdi ne olacak ya fikirleri bence çok iyiydi. Almanca olmasına rağmen yakın zamanda tekrar bile izleyebilirim diyorsam bence siz de bunu kaçırmamalısınız!

Mindhunter – Deniz Kaya

Mindhunter Netflix’in önümüze her yıl attığı sayısız diziden bir tanesi ve beni içine çekmeyi daha ilk anından başardı. Dizinin atmosferi gerçekten oldukça farklıydı. Başlayınca çok kısa sürede bitirmek isteyeceğiniz cinsten bir akıcılığı vardı. Muhtemelen de bu diziye bir şans veren herkes benimle aynı görüşü paylaşacaktır. Bundan oldukça eminim. Dizilerin artık birbirine oldukça fazla benzemeye başladığı şu günlerde, gerçekten orijinal bir şeyler sunmayı başarmak kolay iş değil. Bunun yanına tutarlı senaryo ve oldukça başarılı bir oyunculuk da eklenince, geriye söylenecek pek de bir şey kalmıyor açıkçası.

The Handmaid’s Tale – Berkay Oğuz Aykan

Distopik bir evreni başarıyla yansıtan ve uyarlandığı romanın ana fikrinden şaşmayan The Handmaid’s Tale, 2017’ye damgasını vuran dizilerden biri oluyor. Kostüm ve tasarımıyla dikkat çektiği gibi deneyimli oyuncu seçimiyle birlikte izleyiciye distopik evrendeki karamsarlığı rahatlıkla aşılayabiliyor. Feminizmi değil de feminizmin gerekliliklerini gözümüze sokarak biz izleyicileri aydınlatmayı başarıyor.

13 Reasons Why – Şiyar Şahin

Teknik olarak en iyisi olmasa da bir dizinin iyiliği bazen etkileyicilik seviyesi kadardır. Tüm dünyayı sarsan bu dizi 2017’de kendine yer ediyor. Bir insanın intiharına hep tek bir şey sebep oldu diye okur, izler, duyarız ama bu dizi size 13 hatta daha fazlasını tüm çıplaklığı ile veriyor. Benim adım Hannah Baker cümlesi uzun süre kulaklarınızdan çıkmıyor. Hannah Baker’ın hikayesi yakanızı bir süre bırakmıyor. Eğer yaşadıysanız sizi gerçekten sarsıyor. 13 Reasons Why kesinlikle yılın en tat kaçıran ama ses getiren işiydi.

Supernatural – Canset Akay

Evet, halen izliyorum. 13. Sezon en iyi sezonlar arasına girmeye aday ilerliyor. Daha ne olabilir? Nasıl bir konu üzerinden ilerleyecekler diye ben de merak içinde kalmıştım. Ama Jack ekibin yeni harikası olarak diziyi bir kaç sezon daha sırtlar. Tam ortasındayız sezonun, umarım batırmazlar. Ve evet 45. sezonu da görmek istiyorum. Fangirl was here!