Hepizine yeniden merhaba değerli Saklı Kumanda takipçileri. Yedinci sanatın en özgün, en farklı ya da en yaratıcı filmlerini derlediğim sinema dosyası SineDosya’nın on birinci listesiyle karşınızdayım.

Filmleri konularına, tekniklerine, ortak özelliklerine ve benzerliklerine göre sıraladığım içerikte bu hafta diyalogsuz filmler üzerine yoğunlaştım. Hepinizin bildiği gibi sinemada ses en önemli unsurlardan biri. Ses tasarımı, ses kurgusu, ses miksajı gibi uzmanlık alanları Oscar dahil bir çok festivalde ve yarışmada ödüllendirilen, oldukça detaylı ve profesyonel konular. Bir film yaparken efekti olsun olmasın, göze nasıl hitap edeceği kadar kulağa nasıl geleceği de titizlikle tasarlanır. Tabi doğada her şeyin karşılığıyla var olması sinemada da işliyor. Sesin kaydedilebilir olması, önceki dönemde hiç dikkat edilmeyen bir şeyin önemini ortaya çıkarıyor: “sessizliğin önemi”. İşte bu hafta sesi etkili kullanan filmler yerine sessizliği tercih eden filmlere bakıyoruz. Sadece görüntünün ve kameranın diliyle, hareket ve sözsüz oyunculukla büyük şeyler anlatabilen filmlere. Birçoğu tamamen sözsüz ve bir kısmı çok az diyalog içeren filmler listemize geçelim dilerseniz. Keyifli okumalar dilerim.

diyalogsuz filmler

1- Miroslav Slaboşpitskiy – The Tribe (2014)

Listenin başında Kabile filmi var. Bu filmi deneysel bir film olarak da görebilirsiniz ancak herhangi bir kurmaca/live action filmden neredeyse farksız. Tek ve en önemli farkı tamamen işaret diliyle ve işitme engelli oyuncularla çekilmiş olması. Filmin başında yapımcı ve yönetmen notuyla karşılaşıyorsunuz: Filme herhangi bir şekilde dublaj yapılması, seslendirilmesi veya alt yazı eklenmesi kesinlikle yasaktır. 2014 yılında Cannes Film Festivali’nde özel gösterimleri yapılan film, tekniğinin yanında konusuyla önemli hikayeler anlatıyor. Sergey konuşma ve işitme engelli bir gençtir ve engelli öğrencilerin eğitim gördüğü bir denizcilik okuluna kaydolur. Okuldaki ilk günüyle açılan film Sergey’in, öğrencilerin kendi aralarında kurduğu sert hiyerarşik düzenle tanışmasını ve zamanla bu düzenin bir parçası oluşunu ele alır. Öğrencilerden kurulu ve adı Kabile olan çetenin çeşitli suçlara bulaştığı bu düzende ilk sınavı geçen Sergey, bu zincirin bir üyesi olur. Beklenmedik bir şekilde diğer üyelerden birine aşık olması kabileyle ters düşünce şiddetli bir süreç başlar. Fiziksel ve psikolojik şiddet, engelli yaşamın zorlukları, büyüme çağındaki gençlerin problemleri, eğitimsiz ve kayıp nesillerin toplumdaki dışlanmış konumu gibi önemli noktalara değinen film çok ayrı bir konumda bulunuyor.

diyalogsuz filmler

2- Kaneto Shindo – Hadaka no Shima (1960)

Japon sinemasının şairane filmlerinden biriyle devam ediyoruz. Çıplak Ada, iki çocuklu bir ailenin sıradan ve mütevazı yaşamlarına ortak ediyor izleyeni. Siyah beyaz, ışık ve gölge oyunlarıyla bezeli, muhteşem manzaralar ve çerçevelerle dolu bir film. Müziğinin sadeliği ve saflığı o kadar etkileyici ki bir film izlediğinizi unutturacak, Uzakdoğu’da mistik gezintiler yapıyormuş gibi hissettirecek cinsten. Japon yönetmen Shindo, hiçbir su kaynağının olmadığı bir adada sırtlarında taşıdıkları ve kayıkla getirdikleri iki kova suyla tarım yapıp yaşamaya çalışan bir ailenin doğaya karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor. Filmi savaşta hezimete uğrayan Japonya’nın tekrar ayağa kalkmak için verdiği toplumsal mücadele üzerinden değerlendirmek mümkün. Çıplak Ada yönetmenin tabiriyle, doğaya karşı karıncalar gibi çalışan ve mücadele eden insanları perdeye aktaran ‘sinemasal bir şiir’dir.

diyalogsuz filmler

3- Luc Besson – The Last Battle (1983)

Luc Besson’ın Son Savaş’ıyla devam ediyoruz. Çok az insanın hayatta kaldığı felaket sonrası bir dünya. Genç bir adam kendi yaptığı bir uçakla tuhaf bir şehrin yıkıntılarına vardığında aklından geçen tek şey kendisine bir partner bulmaktır. Aradığı kadını kendisini kliniğine kilitlemiş, barbarların saldırılarından korunmaya çalışan bir doktorun yanında bulacaktır. İkili, saldırganlara direneceklerdir. Son bir mücadele verilecek ve hayatta kalmaya çalışacaklardır.  Luc Besson’ın henüz 20’li yaşların başındayken çektiği bu sessiz film, Amerika’da Heavy Metal dergisi ile kendisine yeni bir dünya bulacak olan, dönemin Avrupa bilim kurgu çizgi romanlarının doğal bir uzantısı olarak kabul ediliyor. Uluslararası festivallerde aldığı onlarca ödül, onu sinemaya bağlarken Jean Reno’nun üst düzey oyunculuğu da ikilinin yıllarca birlikte çalışmasını sağladı.

diyalogsuz filmler

4- Guy-Manuel de Homem-Christo & Thomas Bangalter – Daft Punk’s Electroma (2006)

İki önemli müzisyenin yönetmenliğini yaptığı filmde, Daft Punk üyelerinin robotluktan insanlığa geçiş macerasına şahit oluyoruz. En azından öyle olmasını umuyoruz çünkü filmde hiç diyalog yok ve gündelik yaşamdan kesitler sunuluyor.  Filmdeki seslerin çoğu, Daft Punk robotlarının ayak seslerinden ve çevresel seslerden oluşuyor. Oldukça deneysel bir yapım olsa da müzisyenler tarafından yazılan ve çekilen bir yapım olması, distopik bir evren deneyimi sunması ve sesin gücünü net bir şekilde vurgulaması açısından önemli bir film. Garip bir seyir deneyimi sunsa da ilginç bir şekilde izlemekten keyif alacaksınız.

diyalogsuz filmler

5- Jeffrey Chandor – All is Lost (2013)

Sona Doğru filmi tek oyunculu ve tamamen diyalogsuz bir film. Robert Redford, okyanusta yaşam mücadelesi veren usta bir denizci rolünde. Yönetmen Chandor öyküyü oyunculuk sanatı ve muhteşem çerçevelerle anlatarak bir çeşit saf sinemaya ulaşıyor. Film sadece bir hayatta kalma öyküsü değil. Gerçek cesaretin yaşla ve tecrübeyle ilgisi olduğunu, olgunluğun biraz da ölüm korkusuna karşı durmakla ilişkisini görüyoruz. Geçmişi ve kimliği hakkında hiçbir şey bilmediğimiz yaşlı denizci konuşmuyor, düşünüyor ve eyleme geçiyor. Biz de kafasından geçenleri anlamaya çalışıyoruz. Bir aksiyon filmi kadar sürükleyici bu yapım okyanus ortasında bıraktığı izleyiciyi, hayatı sorgulamaya itiyor.

diyalogsuz filmler

6- Jacques Tati – Les Vacances de Monsieur Hulot (1953)

Mösyö Hulot’nun Tatili tam bir sözsüz komedi. Chaplin ekolünün en önemli etkilerini gördüğümüz Tati sinemasının en başarılı filmlerinden biri. Mösyö Hulot kibar, güleryüzlü bir Fransız. Tatile çıkıyor ve deniz kenarındaki bir otele yerleşiyor. Hulot, bütün iyi niyetine rağmen bir dizi kaza ve yanlış anlaşılmaya yol açmaktan kurtulamıyor. Tati, tatil kavramı ve tatilci üzerinden modern dünyaya muzip bir bakış atıyor. Komedide ekol olarak kabul edilen yönetmen ve oyuncu Jacques Tati’nin filmleri genelde çok az diyalog içeriyor. Tati, mizahı hareket eden resimlerin içinde yakalayarak diyalogsuz sahnelerin ve filmlerin önünü açan yönetmenlerden biri.

diyalogsuz filmler

7- Chantal Akerman – Hotel Monterey (1972)

Hotel Monterey, New York’ta kimsesiz ve yaşlı insanların geldiği ucuz bir oteli anlatır. Akerman, filmde otelin koridorunu, asansörünü, kapılarını, pencerelerini ve otel sakinlerini adeta bir tablo gibi resmeder, izleyiciyi bu olağandışı mekanın parçası haline getirir. Diyaloğa kapalı bu filmin önemli bir özelliği de bu otele daha önce gerçekten gelmiş kişilerin hikayelerinden hareketle senaryolaştırılması. Perdede gördüğünüz her karakterin o odada daha önce gerçekten bulunduğunu bildiğiniz ve hayatlarına konuk olma fırsatı bulduğunuz bir sinema deneyimi yaşamak isterseniz Akerman tam da bunu başarıyor.

diyalogsuz filmler

8- Mel Brooks – Silent Movie (1976)

Ülkemizde Deli Dolu ismiyle gösterilen Mel Brooks filmiyle devam ediyoruz. 1970’lerin Hollywood’unda sessiz film çekmek isteyen üç çılgın sinema aşığının maceralarına tanık oluyoruz. Üç kafadar filme para bulabilmek için Paul Newman, Burt Reynolds gibi yıldızları ikna etmeye çalışır. Konu sinema olunca işin içine elbette aşk ve tutku da giriyor. Tamamen sözsüz filmdeki tek diyaloğun ünlü Fransız pandomim ustası Marcel Marceau’ya ait olması ise filmi daha da özel yapan bir özellik. Sessiz filmle mizahın derin ilişkisini ortaya koyan Chaplinvari bir film daha.

diyalogsuz filmler

9- Jean Jacques Annaud – L’ours (1988)

Orijinal adı Ayı olan ve Amerikalı yazar James Oliver Curwood’un romanından sinemaya uyarlanan film, ailesini kaybeden bir yavru ayının öyküsünü anlatıyor. Sevimli yavru, yetişkin bir ayıyla arkadaş olsa da sorunları bitmiyor. Hayata tutunduğunu düşünürken bu kez de avcılar peşlerine düşüyor. Dijital efektlerin bu kadar gelişmediği dönemde gerçek hayvanlarla çekilen Ayı, gösterime girdiği yılın en çok konuşulan filmlerinden biridir. Diyalog kullanmayan Fransız yönetmen Annaud, seyircinin olaylara hayvanların cephesinden bakmasını sağlayarak etkileyici bir anlatım başarısı sergiliyor.

diyalogsuz filmler

10- Kim Ki Duk – Moebius (2013)

Listemize Güney Kore’nin sıra dışı yönetmeni Ki Duk’la son verelim. Uzakdoğu’nun en şiddet içeren filmlerine imza atan yönetmen Venedik Film Festivali’nde seçkiye kabul edilen Moebius’ta da şaşırtmıyor. Bu kez çarpık ilişkilerin, cinayetlerin ve tek kelime edilmeyen bir aile dramasının içine bırakıyor bizi. İnsanın yaradılışından kaynaklı dürtülere ve iç güdüyle hareket eden insanın ilkelliğine eğildiği filminde esasen bir intikama parmak basıyor. Bir kadın kocasının kendisini aldatmasından dolayı düşmanlık besliyor. İntikam hırsı ise oğlunda ölümcül bir yaraya neden oluyor. Kadın suçluluk duygusuyla ortadan kayboluyor. Baba ise bunalıma giren oğlunun artık iyileşemeyeceğini düşünmeye başlıyor. Derken kadın geri dönüyor ve ilişkiler tamamen ters düz oluyor. Pieta (Acı) filminden sonra ülkesinde yeniden tartışmaların odağına oturmasını sağlayan başyapıtıyla karşınızda Kim Ki Duk.

Böylece on birinci SineDosya’nın da sonuna geliyoruz. Diyaloğa yer vermeyen, ses varken sessizliği tercih eden ve belki de daha büyük etkiler bırakan on filmi sizler için derledim. Farklı tarzlarda ve türlerde olsalar da sessizliği haykıran, sözcüklerin yokluğuyla büyük şeyler söyleyebilen bu filmler her ne kadar deneysel olarak görülse de günümüz sinemasında önemli yerlerde bulunuyorlar. İçlerinden bir ya da bir kaçını izlemek isterseniz şimdiden iyi seyirler diliyorum. Haftaya bambaşka bir SineDosya’da görüşünceye dek hoşça kalın.

Önceki SineDosya’ya Buradan Ulaşabilirsiniz

SineDosya #10 Renkli Dönemin Siyah Beyaz Filmleri