Hepinize yeniden merhaba değerli Saklı Kumanda takipçileri. Büyülü fenerin farklı filmlerini en özgün yapımlarını ve en yaratıcı tekniklerini çeşitli ortak noktalarıyla derlediğim sinema dosyamızın yepyeni listesi SineDosya’nın on ikincisiyle ve spor filmleri ile yeniden karşınızdayım.

Bu hafta dosyamızın merkezine spor filmlerini derliyoruz. Sporları, sporcuları, önemli müsabakaları ve muhteşem hikayeleri merkezine alan, izleyiciyi ortalama bir buçuk saatte harika bir spor olayına konuk eden filmleri ele alacağız. “Yapamazsın” denilen tenisçilerin başarı öykülerinden, çizgi kahramanların basketbol maçlarına, yeşil sahaların hırs dolu taraftarlarından sımsıkı yumrukların konuştuğu boks maçlarına… Beyazperdenin geniş yelpazede seyreden spor filmleri ve hikayelerini sıralamaya başlayalım dilerseniz. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Spor Filmleri

1- Joe Pytka – Space Jam (1996)

Listenin bir numarası 90’lar neslini basketbolla ve Looney Tunes’la tanıştıran film Space Jam… Bugs Bunny, Tazmanya Canavarı, Duffy Duck ve Michael Jordan’ın bir arada olduğunu düşünsenize. Henüz onlu yaşlarının başlarındaki çocuklar için inanılmaz bir deneyim ve ilk artırılmış gerçeklik deneyimi sunuluyor. Pazar sabahları erkenden uyanıp salonda gizli gizli izlediğimiz tüm çizgi kahramanlar bir arada ve gerçek bir filmin içindeydi o zamanlarda. 90’larda 230 milyon dolar gibi ütopik bir başarı elde etmiş bu film biz artırılmış gerçeklik olmanın yanında aynı zamanda spor filmi olma özelliği de taşıyor. Basketbolun incelikleri, Jordan’ın inanılmaz oyunculuğu, çizgi karakterlerin başlarını belaya sokması ve komedi unsurlarının bir araya gelmesi hem çok başarılı bir film oluşturuyor hem de döneminin en geniş çaplı spor filmi olma özelliğini doğuruyor.

Spor Filmleri

2- John Huston – Victory (1981)

1981 yapımı John Huston imzalı Zafere Kaçış ile devam ediyoruz. Victory, Sylvester Stallone’un parladığı dönemlere denk gelen bir futbol filmi olarak dikkat çekse de esasen II. Dünya Savaşı anlatısıdır. .Rocky 2’den sonra kamera karşısına geçen Stallone’u kaptan Robert Hatch olarak izlediğimiz filmde aynı zamanda John Colby rolüyle de ünlü aktör Michael Caine’i izleme fırsatına erişiyoruz. Fakat hepsinden öte filmde dünyanın en büyük futbolcusu olarak kabul edilen Pele’yi de ilk ve son kez oyuncu olarak izleme imkanına erişiyoruz. Fransa’da bulunan bir savaş esirleri kampının komutanı olan Karl von Steiner’ın, eski profesyonel futbolcu John Colby’e tutsaklara karşı Alman askerlerinin kuracağı bir takımla maç yapmayı teklif etmesi üzerine kurulu olan film, Yabo Yablonsky’nin hikayesinden uyarlanarak beyazperdeye aktarılmışıtır.
Spor Filmleri

3- Jonathan Dayton & Valerie Faris – Battle of the Sexes (2017)

1973 yılında oynanan, dünya bir numarası Billie Jean King ile eski şampiyon Bobby Riggs arasındaki tenis maçı tarihe The Battle of the Sexes (Ezeli Rekabet) olarak geçmişti. Bu muhteşem maç tüm zamanların en çok izlenen spor müsabakası olmuştu. Zamanın ruhunu yakalayıp, cinsiyet ayrımcılığı üzerine dünya çapında bir gündem yaratan bu müsabaka, aynı zamanda feminist hareketi de desteklemiş, şaha kaldırmıştı. Medyanın baskısı altında olan King ve Riggs, kort dışında çok daha kişisel sorunlarla uğraşıyorlardı. Eşinin de desteğiyle kurumlara karşı eşit ödemeler için savaşan King, aynı zamanda kendi cinsiyetiyle ilgili de boğuşmalar yaşıyordu. Bu arada Riggs de mirası ve şöhretini, eski zamanlardaki ihtişamını tekrar yaşamak için riske atıyordu. Billie ve Bobby; tenis kortlarının çok ötesine geçen ve dünyanın dört bir yanında erkeklerle kadınlar arasındaki tartışmaları canlandıran bir kültürel gösteriye hizmet edecek maçın baş kahramanları oldular. Bobby Riggs ve Billie Jean King’in tarihi tenis maçını konu edinen filmin başrollerinde Steve Carell ve Emma Stone yer alıyor.

Spor Filmleri

4- Michael Dowse – Goon (2011)

Ailesi ve çevresi tarafından işe yaramaz bir serseri olarak görülen Glatt’in buz hokeyinde art arda yakaladığı başarılar ve neredeyse profesyonel sporcu olacak derecede yükseldiği kariyerini konu edinen İri Kıyım, bir gençlik serüvenine odaklanıyor. Öfkesi ve enerjisini bir spora yönlendiren Glatt, başarıyı her yakaladığında hırsları ve öfkesi de artmaktadır. Sportmen ahlakından zaman zaman kopan ve bunun bedellerini ödemek zorunda kalan hokey oyuncusunun ailesi, duyguları, azmi ve arkadaşları arasında kaldığı çatışmalara odaklanan film insani temelleri perdeye taşımayı başarıyor.

Spor Filmleri

5- Nick Love – The Football Factory (2004)

John King’in kitabından uyarlanan film, İngiltere’de ve aslında dünyanın pek çok ülkesinde futbolla iç içe geçen şiddet ve erkek kültürü üzerine çarpıcı bir yapım. Hafta sonları seks, bira, uyuşturucu ve bunların yetmediği noktalarda birilerini dövmek için yaşayan 20’li yaşlardaki Tommy’nin çevresinde gelişen film, neredeyse belgesel tadında bir gerçeklikle hikayesini perdeye taşıyor. Filmin birçok oyuncusunun, takımların Avrupa maçlarına gitmekten men edilmiş taraftarları olması olaya daha da büyük bir gerçekçilik katarken film, global manada futbolun ve holiganizmin boyutlarını da gözler önüne seriyor.  Günümüz Türkiye’sine ve futboluna uyarlamanın hiç de zor olmadığı bir atmosfere dahil olmak isterseni Futbol A.Ş. sizleri bekliyor.

Spor Filmleri

6- Ellen Perry – Will (2011)

25 Mayıs 2005 tarihinde İstanbul’da oynanan Liverpool – Milan Şampiyonlar Ligi final maçını izlemek için hayaller kuran 11 yaşındaki fanatik Liverpool taraftarı Will, babasıyla birlikte İstanbul biletlerini alır. Fakat yolculuklarına az bir süre kala Will’in babası hayatını kaybeder. İngiltere’deki yatılı okulundan kaçarak, içindeki futbol aşkıyla, inancının ve hayallerinin peşine düşen 11 yaşındaki Will’in yolu Bosnalı eski futbolcu Alek ile Paris’te kesişir. Bir süre sonra dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar onları yürekten desteklerken, İstanbul’a varmak hayatlarında bir dönüm noktası olur. İstanbul, onlar için, hayattaki yalnızlıklarına rağmen yaşama azmini yeniden kazanmanın, hayal kurmak için asla vazgeçmemenin sembolü haline gelir. Babam İçin filminin, izleyeceğiniz en duygu yüklü spor filmi olabilecek nitelikte olduğunu belirtmek isterim.

Spor Filmleri

7- Clint Eastwood – İnvictus (2010)

Nelson Mandela’nın, ülkesinde birlik ve beraberliği sağlamak için Güney Afrika futbol takımı kaptanıyla yaptığı işbirliğinin hikayesini aktaran Eastwood, Mandela’nın henüz yeni seçildiği dönemi beyazperdeye aktarıyor. Yeni işbaşı yapan Mandela, milletinin ırk ve ekonomik nedenlerden dolayı ayrımcılığa uğradığını bilmektedir. Mandela sporun uluslararası dili sayesinde insanları birleştireceğine inandığı için, 1995 Dünya Kupası’nda Güney Afrika futbol takımını destekler. Filmin başrollerini Oscar ödüllü oyuncular Morgan Freeman ve Matt Damon paylaşıyor.

Spor Filmleri

8- Norman Jewison – The Hurricane (1999)

Orta sıklet boks şampiyonluğunun eşiğine kadar gelen boksör Rubin ‘Hurricane’ Carter (Denzel Washington), suçsuz olmasına rağmen cinayet suçundan ömür boyu hapse atılır. Dünya şampiyonluğu hayalleri bir anda suya düşen Carter, ırkçı ön yargılara karşı duyduğu öfke ve çaresizliğini ‘The Sixteenth Round’ adlı otobiyografisinde dile getirir. Aradan yıllar geçtikten sonra kitabı sayesinde onun suçsuz olduğuna inanan genç Lesra Martin ile birlikte olaylar gelişmeye başlar. Kendisine yardım etmek isteyen üç aktivistin olağanüstü azminden etkilenen Carter yeniden özgür bir insan olabilmek için mücadele etmeye karar verir. Sıradan bir boks filminden daha fazlası olmayı başaran Onaltıcı Raund, Denzel Washington’ın usta oyunculuğuyla daha da göze batan bir film haline geliyor.

Spor Filmleri

9- Bennet Miller – Moneyball (2011)

Oakland Athletics beyzbol takımının başındaki isim olan Billy Beane (Brad Pitt), kısıtlı bir bütçe ile yoktan bir takım var ederek zengin kulüplere meydan okuyor. Fakat bunu yaparken de beyzbol sporunun temel inançlarını baştan aşağıya sarsıyor. Onun yöntemleri kabul görmese, hatta delilik olarak nitelendirilse de, Beane inancını ve azmini yitirmeden bildiği yönde ilerlemeye devam ediyor. Azmin ve hırsın hayalcilikten de öte olduğunu, inanmak ve başarmak arasındaki bağın ne kadar kuvvetli olduğunu ortaya koyan bu uyarlama eser, beyzbol tarihinin en başarılı filmi olarak kabul edilmektedir.

Spor Filmleri

10- Martin Scorsese – Raging Bull (1980)

Kızgın Boğa orta sıklet bir boksörün dizginlenemez kariyer hırsının, boksörün hayatına olan etkilerine odaklanıyor. Her zaman en iyisi olmak için kendine zarar verecek derecede korkutucu bir hırs barındıran boksör Jake La Motta, bu agresifliğini sadece ringte rakipleri üzerinde değil; ring dışındaki özel hayatına da taşıyor. Bu nedenle zamanla kariyerini kendi elleriyle un ufak ederken yakın çevresini de yavaş yavaş kaybediyor. Bu yükseliş ve düşüş hikayesini, bizlere boksörün kendi sesinden anlatan siyah – beyaz film, usta yönetmen Martin Scorsese’in elinden çıkıyor. Özellikle başroldeki Robert De Niro’nun muazzam oyunculuğu uzunca yıllar hafızalardan silinmemişti. Usta aktörün bu başarılı performansıyla ikinci Oscar ödülünü aldığını da belirtmek isterim.

Bu hafta spor ve sporculara adanan filmleri inceledik. Farklı spor dallarından gelen ve sinema çatısı altında buluşan filmleri sizler için derledim. Sporcuların hayat hikayelerinden siyasilerin dokunuşlarına, yöneticilerin spora etkisinden kazanma hırsına kadar değişen temalara oturtulan filmleri konuk ettiğim SineDosya’nın böylelikle sonuna gelmiş bulunuyoruz. Haftaya farklı bir içerikle ve SineDosya 13’le görüşünceye dek hoşça kalın. İyi seyirler.

Önceki SineDosya’ya Burada Ulaşabilirsiniz

SineDosya #11 Diyalogsuz Filmler