Yeni bir Sine Dosya gününden hepinize merhaba Kumanda okurları. 123 yıllık sinema tarihinin farklı dönemleri ve bu olağanüstü tarihe katkıda bulunan farklı ülkelerden önemli yapımları derlediğim, üretildiği dönemden bugüne kadar ses getirmeyi başarmış filmleri sıraladığım yepyeni bir içerikle karşınızdayım. Bu haftaki konumuz biyografik filmler olacak. Tarihe yön veren bilim insanlarından spor literatürüne altın harflerle yazılan sporculara, ülkelerinin kaderini değiştiren vatanseverlerden dünyayı etkileyen müzisyenlere kadar uzanan bu liste gerçek hikayelere karşı bir ilginiz varsa hoşunuza gidecektir. Önemli insanların hayatlarına, yaşadıkları dönem içinde tanıklık etmenin heyecanına varmak isterseniz listeyi incelemeye başlayabilirsiniz, keyifli okumalar dilerim.

Biyografik Filmler

1- Eric Toledano & Olivier Nakache – Intouchables (2011)

Listenin başında izleyeni sıcak bir dostluk atmosferine sokarak sınıf farklılıkları, kültür uyuşmazlıkları ve ırkçılık gibi sorunları aşmayı başaran iki insanın hayatına ortak eden Can Dostum var. Zengin bir aristokratın bakıma muhtaç hale gelmesiyle başlayan hikaye, hapisten yeni çıkmış siyahi birini yatılı bakıcı olarak işe almasıyla devam ediyor. Artık her anlarını birlikte geçirmek zorunda olan bu ikili kimi zaman duygu dolu konuşmalar yaparken kimi zaman felsefi tartışmalara giriyor. Dramı ve mizahı neredeyse kusursuz işleyen film içerdiği diyaloglarla dönemin sorunlarına dokunmayı da ihmal etmiyor. Film bittikten sonra hüznün ve neşenin birbirine karışmasını deneyimlemek ve karmaşık duygular içinde kalmak isterseniz Can Dostum tam size göre bir film. Hayatı, sorunları, günlük yaşamdaki küçük dertleri ve ayrımcılığı derinlemesine sorgulatan bu yapım şiirsel Fransızcasıyla da ayrı bir büyüleyici özellik kazanıyor.

Biyografik Filmler

2- Milos Forman – Amadeus (1984)

Klasik müziğin çılgın dehalarından Wolfgang Amadeus Mozart’ın hayatına ve Antonio Salieri ile olan ilişkilerine odaklanan film müzik tarihi açısından oldukça önemli bir yapım. Kimi sinema otoriteleri tarafından 80’lerin en iyi filmi olarak değerlendirilen Amadeus teknik açıdan da muhteşem bir konumda bulunuyor. İç mekan çekimler dönemin ışıklandırmasına uygun şekilde tasarlanırken Stanley Kubrick’in Barry Lyndon filmine saygı duruşu niteliğinde bir titizlik gözetilmiş. Gündelik hayatında sorunları olan ve soyutlanmış bir biçimde yaşamını sürdüren Mozart’ın aksine en az onun kadar yetenekli olan ancak bir türlü istediği başarıyı yakalayamayan Salieri ile arasındaki zıtlıktan faydalanan film sanat, sanatçı, yaratım süreci, sanatçının kişiliği ve eseri arasındaki bağlantıyı da irdelemeyi başarıyor. Dünya müziğini etkilemiş kişiler arasında hala önemli bir yeri bulunan Mozart’ın hayatına yakından bakmak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir deneyim.

Biyografik Filmler

3- Sean Penn – Into The Wild

Sırada ise bir öze dönüş, saflık arayışı ve toplumsal yaşama yönelik bir taşlama var. Ünlü oyuncu Sean Penn’in yönetmenliğini üstlendiği Özgürlük Yolu okulların, derecelerin, paranın, iletişimin ve metropol kentlerin aksine ormanlarda ve yollarda yaşamın özünü arayan bir film. Özgürlük Yolu, Christopher’ın köklü bir üniversiteden mezun olmasının ardından tüm mal varlığını reddedip hayır kurumlarına bağışlaması ve özgürlüğünü arayarak yollara düşmesini konu alırken yozlaşmış toplumsal yapıların eleştirisini de perdeye taşıyor. Aynı zamanda yalnızca iki parça kıyafet ve temel ihtiyaçlarla birlikte paranın ve insanların kötü yönlerinin olmadığı bir yolculuğa bizleri tanık ediyor. Alaska’nın ıssız ormanlarında sona eren bu yolculuk sırasında Christopher, hayatını kökünden değiştirecek kişilerle tanışarak, hayatın anlamını ve ölümün kaçınılmazlığını en sert haliyle deneyimliyor.

Biyografik Filmler

4- James Marsh – The Theory of Everything

Listemize modern bilim ve teknoloji tarihini değiştiren İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking’in hayatını konu edinen Her Şeyin Teorisiyle devam ediyoruz. Film Hawking’in eşi Jane Hawking ile olan ilişkisini, üniversite döneminden itibaren ele alıyor. İkisinin mutlu birlikteliği, Stephen Hawking’e henüz 21 yaşındayken ALS teşhisi konulmasıyla farklılaşıyor. Hastalıkla başka bir boyut kazanan evlilik yol arkadaşlığına dönüşüyor. Her şeye rağmen çocuk sahibi olan çiftin evliliği Hawking’in devam etmekte olan bilimsel çalışmalarının temposuyla zedeleniyor. Hastalığı daha da ağırlaşan büyük bilim insanı artık bir bakıcının yardımına muhtaç kalıyor ve evlilik artık üç kişilik yaşanmaya başlıyor. Stephen Hawking’in inişli çıkışlı duygusal yaşantısının yanında bilim dünyasına kattıklarına eğilen film bir yandan da evrim, dünyanın yaradılışı ve bilinmeyen uzayla ilgili etkileyici diyaloglarıyla muhteşem bir seyir zevki sunuyor. Başrolde harikalar yaratan Eddie Redmayne’in oyunculuğu da bu muazzam filmle birleşince doğal olarak ortaya bir başyapıt çıkıyor.

Biyografik Filmler

5- Ron Howard – Cinderella Man (2005)

İrlanda asıllı boksör James Braddock’un hayat hikayesinden uyarlanan ve ekonomik buhran ile spor kariyeri arasında sıkışıp kalan bir sporcunun hayatını anlatan film, tesadüflerin başarı bir hikayesi doğurmasına tanıklık etmemizi sağlıyor. Yaşadığı sakatlıklar nedeniyle spor kariyeri sonlanan Braddock, şans ve menajerinin de etkisiyle dönemin şampiyonuna rakip oluyor. Dedikodular, bahisler, düşünceler ve ailesinin yaşadığı korkuya rağmen başarısız olacağı ihtimalini ezip geçerek yeniden unvanına kavuşan James ekonomik olarak rahatlamanın yanı sıra azmiyle zirveye tırmanıyor. Dönemin ekonomik çöküşünü, insan ilişkilerindeki çıkarcılığı ve aile olmanın her şeyden önce geldiğini vurgulamayı başaran film başroldeki Russell Crowe ve Renee Zellweger’in olağanüstü performansıyla da göz dolduruyor.

Biyografik Filmler

6- Alejandro Amenabar – Mar Adentro (2005)

Listemize ötenazi, yaşam, ölüm hakları, seçimlerin ağırlığı, hayatın aslında ne demek olduğu gibi konularda ağır sorgulamalar yapan sert ve duygu dolu bir film var. İçimdeki Deniz felsefi referansları, sanat tarihine yaptığı göndermeler, görsel düzenlemesi ve tabii ki Javier Bardem’in kaliteli oyunculuk performansıyla sinema okullarında okutulan bir film haline geliyor. Henüz genç bir çocukken yaşadığı bir rahatsızlık nedeniyle otuz yıldır yatağa bağımlı bir halde yaşamını sürdürmekte olan Ramon Sampedro’nun odası kadar bir yaşantısına ortak oluyoruz. Ancak bizim gördüğümüz ve çevresindekilerin ısrarcı olduğu hayat o odadan çok daha fazlasını taşıyor. Pencereden gördüğü denizi aslında içinde yaşatan ve büyüten Ramon’un hayata dair söylemleri etrafındakilerin yaşamına dokunuyor ve izleyicide de yeni ufuklar açılmasını sağlıyor.

Biyografik Filmler

7- Steven Sodenberg – Erin Brockovich (2000)

Sırada bir Sodenberg filmi var. Erin Brockovich, ülkemizde Tatlı Bela ismiyle vizyona girmiş olan bir başarı hikayesi. Ama sıradan bir başarı değil. Hukuk eğitimi almamış olmasına rağmen, tek başına bir kadının, halkın sağlığını tehdit eden tıbbı uygulamalar ve ilaç denemelerinin ortaya çıkarılmasında söz sahibi olmasını konu alan bir başarı öyküsü. Suçluların cezalandırılmasında ve mağdurların haklarını geri almasında büyük rol oynayan Erin Brockovich tarihi değiştiren kadınlardan yalnızca birisi olarak perdeye yansıtılsa da bir kadın direnişini temel alıyor. Erin Brockovich, insana insan gibi davranılması gerektiğini düşünen bir halk kahramanıdır. Kendini dünya üzerinde haksızlığa uğrayan insanların haklarını aramaya ve onlara yardım etmeye adayan bir kadının, farkında olmadan insanlara yardım ederken kendi hayatına da benzer dokunuşlar yapmasını konu alan film Julia Roberts’ın performansıyla akıllarda yer etmeyi başaran bir başarı hikayesi oluyor.

Biyografik Filmler

8- Tom Shadyac – Patch Adams (1998)

Başrolünde Robin Williams’ı içimize işleyen sıcak gülümsemesiyle izlediğimiz Patch Adams filmi de aslında bir idealistin başarı hikayesini ele alıyor. İntihar eğilimli biri olarak girdiği akıl hastanesinde gördüklerinden sonra olabilecek en iyimser insan olarak çıktıktan sonra tıp fakültesine öğrenci olarak giren Hunter, okulda başarılı bir öğrenci olmayı başarıyor. Ancak hayalleri ve ideallerinden dolayı hocalarından tepki görüyor. Amacı hayata renk katarak mizah yoluyla tedaviye katkıda bulunmak olan Hunter Patch Adams, bir palyaço olmaya karar veriyor ve insanların hayatlarına dokunmak için bir yolculuğa çıkıyor. Akıl sağlığı ve ruh bilimlerinden hareketle, bilimsel bilgilerle boğmadan sıcak bir filme dönüşmeyi başaran film duygusal anlar yaşamanızı sağlıyor.

Biyografik Filmler

9- Mel Gibson – Braveheart (1995)

13. yüzyıl İskoçya’sına uzandığımız bu özgürlük mücadelesinde krallık ve katı kuralların sorgulandığı bir hürriyet arayışına tanıklık ediyoruz. Ülkesi İskoçya’ya dönen Wallace sakin bir yaşam sürme çabasındayken çocukluk aşkıyla karşılaşır. Ancak kraliyet hakları İngiliz erkeklerinin İskoç kadınlarıyla cinsel ilişki yaşamasına zemin hazırlamaktadır. İskoç bölgesinin sömürge altında olmasından dolayı itiraz hakkı bulunmayan halk bu istekler karşısında bir isyan başlatmaya hazırlanır. Çocukluk aşkının İngilizler tarafından öldürülmesi artık Wallace’ın intikam, İskoç halkının ise özgürlük mücadelesine dönüşmüştür. Halkın sözcüsü ve direnişin baş kahramanı olan William Wallace üzerinden özgürlük, ulus devlet anlayışı, sömürgecilik ve dogma kuralların sorgulandığı bir başyapıta konuk olmak isterseniz kesinlikle Cesuryürek filmini izlemenizi öneririm.

Biyografik Filmler

10- Richard Attenborough – Gandhi (1982)

Listemizin sonunda da bambaşka bir özgürlük mücadelesi var. Tarihin gördüğü en büyük pasif agresif direnişlerden biri olan Mahatma Gandhi, Hindistan bağımsızlık hareketinin siyasi ve ruhani lideri. İngiliz sömürüsü altındaki Hindistan, esareti tüm kurumları, şehirleri ve toplumsal yapılarında hissetmektedir. Özgürlük kavramının değerleri ve ihtiyaçları günden güne kaybolmaktadır. Bu dönem ortaya çıkan bir kişilik sakin yapısı, ilahi adalet inancı ve savaş karşıtı duruşuyla Hindistan halkına kaybettiği umudu ve gücü getirmiştir: Gandhi. Bu tarihi kişiliğin, klasik gözlüklü ve saçsız haline dönüşmeden önce, direnişin temellerini aslında içinde attığını ve tüm dünyaya sessizce haykıran Gandhi’ye nasıl dönüştüğünü konu alan film tam sekiz dalda Oscar sahibi olmayı da başarmıştı. Ayrıca sinema tarihinin en kalabalık sahnesi 300.000 kişilik cenaze sahnesi de bu başyapıtın içinde bulunuyor.

Bu haftaki SineDosyamızda biyografik filmleri ele aldım. Tarihin farklı dönemlerinde, farklı ülke ve koşullardan doğan, dünya üzerinde farklı etkiler bırakan bu kişiliklerin hayatlarına odaklanan filmleri listeledim. Bu karakterlerin yaşamlarına, sorunlarına ya da yaşadığı dönemlere ilgi duyuyorsanız listeden herhangi bir filmi seçip izlemeye başlamanız yeterli olacaktır. Her biri dünya sinema tarihinde ayrı bir kilometre taşı olan bu filmler sizi farklı yüzyıllara ya da coğrafyalara götürürken size keyifli seyirler dilerim.

Önceki Yazılarımıza Buradan Ulaşabilirsiniz

SineDosya #1 Tek Plan Çekilmiş Filmler

SineDosya #2 İkinci Dünya Savaşı Filmleri