Yepyeni bir SineDosya’dan hepinize merhaba sevgili Saklı Kumanda takipçileri. Bu hafta serimize tek mekanda geçen filmler dosyamızla devam ediyoruz. Sinema perdesini ve seyircisini tek bir mekana sıkıştıran, bunu kimi zaman klostrofobik bir biçimde kimi zamansa eğlenceli bir üslupla başaran filmlere göz atacağız. Alfred Hitchcock’tan Ümit Ünal’a kadar uzanan geniş bir yelpazeyle sinemanın duvarlar arasında işlenen hikayelerine odaklanacağımız bu listede mekan kullanımının önemine de vurgu yapacağız. Dilerseniz filmin anlatımına, duygusuna, hikayesine ve sinemasal görünümüne doğrudan etki eden “mekan” ögesini değiştirmeden de farklı filmler üretilebileceğine örnek olan yapımları sıraladığım listeye geçelim.

Tek Mekanda Geçen Filmler

1- Alfred Hitchcock – Rear Window (1954)

Listemizin başında sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden Alfred Hitchcock’un başyapıtlarından Arka Pencere bulunuyor. Kendi filmografisi ve o güne kadarki sinema tarihi içinde ayrı bir yeri bulunan bu film özgünlük konusunda bir milat niteliğinde kabul ediliyor. Hayatını fotoğrafçılık yaparak sürdüren Jeffries, ayağını kırmasından ötürü bir süre evinde istirahat etmek zorunda kalıyor. Bu süre zarfında ise yapabildiği tek şey camdan dışarıya bakmak ve insanları gözlemlemek oluyor. Ancak günün birinde, bir cinayete tanık olması, onu bambaşka bir maceranın ortasına bırakıyor ve “Hitchcock gerilimi” izleyeni sarmaya başlıyor. İpuçlarını ve gelişmeleri tek bir odadan ve pencereden takip ettiğimiz Arka Pencere filmi, gözetlemecilik – skopofili kapsamında oldukça eleştirilen ve tartışılan bir film olsa da sinemasal olarak üstün başarılara imza atmış bir yapım.

Tek Mekanda Geçen Filmler

2- Sidney Lumet – 12 Angry Men (1957)

Tek mekan filmler konusunda akla gelecek ilk filmlerden biri olan 12 Kızgın Adam, tam anlamıyla bir başyapıt. Her saniyesinde adalet sistemini sorgulatan, bununla da yetinmeyerek izleyiciyi büyük bir gizemin ortasına bırakan film, tarihin de en iyi filmleri arasında gösterilmektedir. Bir cinayet zanlısının, küçük bir çocuğun, suçunu netleştirmek veya onu temize çıkarmak için birbirini hiç tanımayan on iki jüri üyesi hararetli bir tartışmanın içine giriyor. En başta çocuğun suçlu olduğu görüşü ağır bassa da jüri üyeleri arasında giderek hararetlenen tartışma, zamanla olaya başka bir pencereden bakmalarına olanak sağlıyor. Suçlu – suçsuz kavramlarını derinlemesine irdeleyen ve filmin özelinden çıkarak hayata dair türlü sorgulamalar yaptırmayı başaran 12 Kızgın Adam, bir an olsun düşmeyen temposu ve her an yüksek tuttuğu gizem ögeleriyle türün öncülerinden biri olmayı başarıyor. Yıllarca farklı filmlerde kullanılan ve göndermeler yapılan diyaloglara sahip bu film, gizem – suç türünün en ayrıksı örneklerinden biri olmayı sürdürüyor.

Tek Mekanda Geçen Filmler

3- John Hughes – The Breakfast Club (1985)

Gençlik filmlerinin öncüsü olarak kabul edebileceğimiz, özgün ve bir o kadar da naif filmlerden biri olan Kahvaltı Kulübü, aynı zamanda anlatısını tek mekana sığdırarak diyaloglarını daha da vurucu hale getirmeyi başaran bir iş. Birbirine tamamen zıt karakterlere sahip beş lise öğrencisi, cezalı oldukları bir cumartesi gününü okulun kütüphanesinde beraber geçirmek zorundadır. Bu gençler bir yandan kendilerini disipline etmek için uğraşan sert okul müdürü ile uğraşırken, diğer yandan da birbirleri ile kaynaşmaya çabalıyor. Ancak onların bu süre zarfında tek bir mekanda olması, aralarında karşı konulamaz bir çekimin doğmasına da sebebiyet veriyor. Bir gençlik filminden fazlası olmayı başaran ve her bir anıyla izleyicisinin yüzüne tatlı bir tebessüm yerleştiren Breakfast Club, aynı zamanda tek mekan anlatılarının en keyiflilerinden biri olarak hatırlanmaya devam ediyor.

Tek Mekanda Geçen Filmler

4- Rob Reiner – Misery (1990)

Türkçe’ye Ölüm Kitabı olarak çevrilen Misery filmiyle devam ediyoruz. Bir Stephen King uyarlaması olan Misery heyecan dolu bir film. Paul Sheldon, yazdığı bir dizi romanla ün salmış popüler bir yazardır. Günün birinde serinin son romanını yazmak için gittiği Silver Creek’ten dönerken, bir trafik kazası geçiriyor. Onu kurtaran Annie, Sheldon’u evine alıyor ve iyileştirmeye çalışıyor. Ancak Annie’nin amacının, Sheldon’u iyileştirmekten farklı olduğu anlaşılıyor. Ünlü yazar Paul Sheldon’ın, Annie isimli bir sosyopatın evine hapsedildiğine tanıklık ettiğimiz film, gerilim dolu yapısını yukarıya taşımayı ve izleyiciyi tek bir odaya hapsetmeyi başarıyor. Ürkütücü ama bir o kadar da sürükleyici bir film olarak karşımıza çıkan Misery’nin yönetmenliğini Rob Reiner üstlenirken baş rollerinde ise Kathy Bates ve James Caan yer alıyor.

Tek Mekanda Geçen Filmler

5- Michael Haneke – Funny Games (1997)

Usta yönetmen Michael Haneke imzası taşıyan Eğlenceli Oyunlar filmi için, sinema tarihinin en sert ve rahatsız edici filmlerinden biri diyebiliriz. On yıl sonra, 2007 yılında yeni bir versiyonunu da çektiği bu filmi izlerken, bir an olsun sakin bir an yaşamak ya da anlatının farklı yapısı karşısında şaşırmamak imkansız. Sinemanın doğrusal yapısını bozan, izleyiciye ve filmin sonuna müdahale eden bu zor film yönetmenin en başarılı işlerinden biri. İki yakın arkadaşın, gözlerine kestirdikleri bir aileye önce dost canlısı olarak yaklaşıp daha sonra birer psikopat olduklarını ortaya çıkaran film, psikolojik ve fiziksel şiddet ögeleri içeriyor. Her bir anıyla başyapıt olmayı başaran ve Haneke’nin rahatsız edici üslubunu tüm dünyaya tanıtmasına olana sunan Funny Games suç filmleri arasında apayrı bir konumda bulunuyor.

Tek Mekanda Geçen Filmler

6- David Fincher – Panic Room (2002)

Gerilim sinemasının usta ve duayen yönetmeni David Fincher imzası taşıyan Panik Odası, heyecan dozajı yüksek ve sürükleyici bir anlatıyla karşımıza çıkıyor. Meg, eşinden yeni boşanmış ve kızıyla birlikte Manhattan’da gösterişli bir evde yaşamaktadır. Bu evde yer alan bir oda ise, tehlike anında oraya sığınmaları için tasarlanmıştır. Bu oda onları her tehlikeden koruyacak bir kale olarak sembolleştirilir. Günün birinde Meg ile kızının bu odaya sığınmak zorunda kalmaları, birbirinden ilginç ve heyecan dolu olayları da beraberinde getiriyor. David Fincher’ın alıştığımız anlatım diliyle merak ögelerini birleştiren bu film aynı zamanda hikayesini sığdırdığı tek mekandan da başarılı bir şekilde besleniyor.

Tek Mekanda Geçen Filmler

7- Lars von Trier – Dogville (2003)

Sırada sinema tarihinin en farklı yönetmenlerinden biri Lars von Trier’in Dogville’i bulunuyor. Alman Dışavurumcu sinemadan bu yana kurulmuş en ilginç setlerden birinde çekilen film, yönetmenin özgün ve sıra dışı düşünce yapısını yansıtıyor. Grace, şehirde yaşadığı kötü günlerin ardından Dogville isimli küçük bir kasabaya yerleşiyor. En başta her şey iyiye gitse de onun varlığı zamanla, kasabada büyük problemler doğuruyor. Anlatısını birçok metafor ile süsleyen Lars von Trier, izleyiciye daha önce karşılaşmadığı türden bir sinema deneyimi sunuyor. Tek mekana sığdırdığı hikayeden muazzam bir yabancılaşma alt metni üretmeyi başaran Trier sinemanın tüm olanaklarını zorlamaya da devam ediyor. Başrolünde Nicole Kidman’ın yer aldığı Dogville, özgünlüğü ve finale doğru yükselen vurucu atmosferi ile bir başyapıta dönüşüyor.

Tek Mekanda Geçen Filmler

8- Steven Spielberg – The Terminal (2004)

Listemizin 8 numarasında Steven Spielberg ve Tom Hanks’i buluşturan Terminal bulunuyor. Terminal tek mekanda geçmesine rağmen, baştan sona kahkaha vadeden ve özgün hikayesiyle fark yaratan bir yapım. Viktor Navorski, Amerika’ya geliyor ancak bu sırada ülkesi Krakozhia’da iç savaş çıkması nedeniyle vizesi askıya alınıyor. Ne ülkesine dönebilen ne de Amerika’ya kabul edilen Navorski, iki ülkenin ortasında kalıyor. İşin komik yanı Navorski tek kelime dahi İngilizce bilmiyor ve bu şekilde terminalde yaşamaya başlıyor. The Terminal, bu sıra dışı hikaye aracılığıyla bir yandan güldürürken, bir yandan da kendisine has bir dramayı yansıtıyor. Yakın dönemin en özgün komedilerinden biri olan ve Tom Hanks’in performansıyla büyülediği The Terminal, tüm anlatısını havaalanına hapsederek evrensel bir atmosfer yaratmayı da es geçmiyor.

Tek Mekanda Geçen Filmler

9- Duncan Jones – Moon (2009)

Bir bilim kurgu olarak başlayan ancak sonrasında anlatısını şizofrenik detaylarla süsleyen Ay, sürprizlerle dolu yapısı ve tek mekana sığdırdığı klostrofobik anlatısıyla fark yaratan bir iş olarak karşımıza çıkıyor. Sam Belly, uzun süredir görevde olan bir astronottur. Görevin sonuna yaklaşsa da zamanla yalnızlığını sorgulamaya başlayan bu bilim insanı, yalnız olduğunu bildiği gemide başkalarını görmeye başlıyor. Kendi hayal dünyasında ürettiğini bildiği kişilerin, kendisinin klonu olması da ayrı bir çelişki doğuruyor. Sam’in içinden çıkılması zor bir bulmacanın içine düştüğü bu filmde izleyicinin gerçeklik algısı zorlanırken, kimi değerler üzerine düşünmeye de itiliyoruz.

Tek Mekanda Geçen Filmler

10- Ümit Ünal – Nar (2011)

Sinemamızın usta kalemlerinden Ümit Ünal’ın yönetmenliğini yaptığı Nar, ürkütücü ve bir o kadar da merak uyandırıcı bir anlatıya sahip. Film, farklı dünya görüşlerine sahip birtakım insanın aynı ev içerisinde, yarım güne yayılan bir zamanda hesaplaşmalarını gün yüzüne çıkarıyor. Nar, etkileyici diyalogları ve çarpıcı üslubuyla seyir zevkini artıran bir tasarıma sahip. Özellikle başrolde yer alan Serra Yılmaz ve Erdem Akakçe’nin üstün oyunculukları ile hafızlarda yer eden Nar, burjuvaziden muhafazakar kesime kadar, getirdiği özgün eleştiri ve bunu kapalı kapılar ardında yapmasıyla fark yaratan bir iş. Sinemamızdaki en özel tek mekan filmlerden biri olan Nar’da Ümit Ünal’ın gözlem yeteneğine tanıklık etmek de mümkün.

Bu hafta da farklı filmleri derlediğim doysa SineDosya’mızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Tek bir mekanda geçen ve anlatıyı mekan değişimine uğratmadan sağlamayı başaran filmlere yer verdiğim bu listeden herhangi bir filmi seçip izleyebilirsiniz. Eğer sinemanın farklı teknikte ya da yapılardaki filmlerine ışık tutmak, onlara dair bilgi edinmek ve tek bir liste halinde görmek isterseniz önceki SineDosyalara bakabilir ve gelecek diğer listeleri de bekleyebilirsiniz. Bir sonraki dosyada görüşünceye dek keyifli seyirler dilerim.

Önceki Dosyalara Buradan Ulaşabilirsiniz

SineDosya #1 Tek Plan Çekilmiş Filmler

SineDosya #2 İkinci Dünya Savaşı Filmleri

SineDosya #3 Biyografik Filmler

SineDosya #4 Oscar Adayı Animasyon Filmler

SineDosya #5 Kadın Yönetmenlerden Ses Getiren 10 Film

SineDosya #6 Erkek Yönetmenlerden Başarılı 10 Film