Uzun bir aradan sonra yepyeni bir SineDosya ile yeniden karşınızdayım değerli Saklı Kumanda takipçileri. Büyülü fenerin ilk günlerinden, muhteşem teknolojilerle buluştuğu günümüze kadar geçen zamanda iz bırakmış filmleri, türleri temaları ya da konuları bakımından derlediğim sinema dosyası SineDosya’nın dokuzuncu listesiyle devam ediyoruz. Bu hafta listemizde Asya esintileri bulacaksınız. Sinemanın çizgiyle buluştuğu, hayatın içinden hikayeler anlatırken bunu hayata bir objektif yöneltmeden de başarabilen çizgi dünyası animeleri konu edineceğiz. Dilerseniz, en başarılı, en çok beğenilen ve benim de kişisel olarak çok beğendiğim anime filmleri derlediğim SineDosya’ya geçelim. Keyifli okumalar.

Anime Filmler

1- Hayao Miyazaki – Spirited Away (2004)

Japon anime üstadı Hayao Miyazaki’nin dünya çapında bir üne ulaşmasında büyük rol oynayan bu başyapıt ülkemizde Ruhların Kaçışı olarak vizyona girmişti. Film, küçük Chihiro ve ailesinin yeni bir kasabaya taşınmalarıyla başlıyor. Yolculuk esnasında yolda gördükleri bir tüneli incelemek isteyen aile, tünelin içerisinden geçtiklerinde karşılaştıkları fantastik dünyanın içerisinde büyüleniyor. Ancak kasabada yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu anlaşılıyor ve büyü kısa bir zaman sonra bozuluyor. Ailesini kaybeden küçük Chihiro, babasını kurtarmak için korku dolu bir maceraya atılıyor ve fantastik serüven başlıyor. Animasyon türünün en önemli örneklerinden biri olan film, 75. Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon dalında Oscar’a, 52. Berlin Film Festivali’nde ise Altın Ayı ödülüne layık görülmüştür. Film, Japon sinema tarihinin en başarılı filmi olarak da bilinir.

Anime Filmler

2- Naoko Yamada – Koe no Katachi (2016)

Orijinal ismi Sesin Şekli olan bu dram türü anime birçok kaynakta Sessiz Bir Ses olarak çevriliyor. Hikaye, Shouko Nishimiya adlı işitme engelli bir genç kızın yeni bir okula nakil olmasıyla başlıyor. Okulda arkadaşlarının, özellikle ana karakterimiz Shouya Ishida’nın zorbalığına maruz kalan Nishimiya, okulunu tekrar değiştirmek zorunda kalıyor. Bu olayın üzerinden beş yıl geçtikten sonra ana karakterimiz Ishida ve Nishimiya tekrar karşılaşıyor. İkisinin de geçmişin izlerini silip, omuzlarındaki yüklerden kurtulma çabalarını izliyoruz. Vicdan ve affetme erdemi temeline oturtulmuş bu dram toplumsal mesajlar çıkarmaya da gayet uygun bir anime olarak karşımıza çıkıyor.

Anime Filmler

3- Makoto Shinkai – Kimi no Nawa (2016)

Senin Adın, farkı yerlerde yaşamalarına rağmen birbirlerine bağlı bir hale gelen iki yabancının hikayesini anlatıyor. Hayatından pek memnun olmayan Mitsuha, etrafı dağlarla çevrili bir bölgede yaşamaktadır. Vali olarak çalışan babası seçim kampanyaları ile uğraştığı için evde kardeşi ve büyükannesi ile yaşamaktan çok sıkılmıştır. Kırsal kesimdeki yaşamından fazlasıyla sıkılan Mitsuha, Tokyo’da yaşamanın hayalini kurmaktadır. Mitsuha ile aynı yaşlarda olan Taki ise, Tokyo’da yaşayan bir genç kızdır. Taki’nin günleri çalışarak ve arkadaşları ile vakit geçirerek sürüp gitmektedir. Ancak bir gün, rüyasında kendini dağların sardığı bir kentte yaşayan bir kız olarak görecektir; Mitsuha ise, kendini Tokyo’da yaşayan bir erkek olarak. Birbirine yabancı bu iki genç, garip bir şekilde kendilerini, birbirlerine bağlanırken bulacaktır.

Anime Filmler

4- Satoshi Kon – Pafekuto Buru (1997)

Sırada Japon anime sinemasının en iyi suç/gizem örneklerinden biri Perfect Blue var. Ünlü bir şarkıcı olan Mima Kirigoe, şarkıcılık kariyerini bırakıp oyuncu olmaya karar veriyor. Ancak bu hamle kimi fanatik hayranlarını hayal kırıklığına uğratıyor. Dahası genç kadının filmdeki rolünün tepki çekmesi ve kimi dergilere çıplak poz vermesi işleri iyice kontrolden çıkarıyor. Fanatik bir hayranı tarafından taciz edilmeye başlayan Mima’nın hayatı büyük bir çıkmaza sürükleniyor. Paprika, Tokyo Godfathers gibi başarılı işlere imza atmış olan Satoshi Kon’un Yoshikazu Takeuchi’nin mangasından uyarladığı, yönettiği ilk film olma özelliğini taşıyan Perfect Blue, anime türü içinde en başarılı gerilim filmlerinden biri olarak kabul görüyor.

Anime Filmler

5- Hayao Miyazaki – My Neighbor Totoro (1988)

Listemize Komşum Totoro ile devam ediyoruz. Anneleri uzun süreli bir hastalığa yakalandığında ona daha yakın olmak için yattığı hastanenin yakınındaki eski bir eve taşınmak isteyen iki küçük kız, profesör olan babalarını ikna edip kasabaya taşınıyor. Küçük kızlar Satsuki ve Mei zamanla evin içerisinde onlarla birlikte yaşayan bazı varlıklar olduğunu fark ediyor. Bu varlıklardan bir şekilde kurtulduklarında, evlerinin karşısındaki ormanda karşılaştıkları büyüleyici varlıklar iki kardeşi büyülü bir dünyanın içerisine sürüklüyor.
Böylece Komşum Totoro, Japon animasyon üstadı Hayao Miyazaki’nin kült filmlerle dolu filmografisinin en samimi ve en büyülü hikayelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Anime Filmler

6- Katsuhiro Otomo – Akira (1988)

Sene 2019… Dünya savaşı esnasında esrarengiz bir silah Tokyo’yu yerle bir etmiştir ve bunun üzerinden 30 sene geçmiştir. Tokyo’nun yerine inşa edilen Neo-Tokyo, teknoloji çağının tüm gerekliliklerini yerine getirmektedir. Mafya ve terör ise bu şehrin damarlarına sızmıştır. Artık şehre hükmeden bu devasa kaosu engellemenin ya da onun hızını kesmenin hiçbir yolu yoktur. Tetsuo ve Keneda iki eski dosttur. Çeteleriyle birlikte gizli bir askeri üsse girerler ancak biri yakalanır ve deneylerde kullanılmaya başlanır. Bunun üzerine kazandığı güçleri, kendi istekleri doğrusunda kullanacaktır. Seksenler anime döneminin en başarılı örneklerinden biri olarak gösterilen bu distopik eser, günümüzde birçok sinema filminin esinlendiği bir yapımdır.

Anime Filmler

7- Mamoru Oshii – Ghost in the Shell (1995)

Günümüzden uzak bir gelecekte, Japonya’da geçen hikaye The Puppet Master isimli bir siber ajanın hikayesine odaklanıyor. Dünya 2030’lu yıllara gelmiştir ve teknolojik olarak günümüz halinden millerce yıl ötededir. İnsanlar artık sanal bir gerçeklikte yaşamakta ve düzen de yine sanal yollardan sağlanmaktadır. Bakanlık tarafından yaratılan Puppet Master, bu ortamın yarattığı en yetenekli ajanlardan biridir. Süper ajan, yeterli bilgiye ulaştığında kendisi için bir beden aramaya başlar. Ancak peşine düşen ajanlardan habersizdir. Ghost in the Shell, ilk çıktığı günden bu yana türünün en önemli örneklerinden biri. Ardından devam filmleri de çekilen yapıt Japon dehası Mamoru Oshii’nin elinden çıkmıştır.

Anime Filmler

8- Makoto Shinkai – Byousoku 5 Centimeter (2007)

Saniyede 5 Santimetre filmi aslında epizodik bir anlatıma ve üç ayrı parçaya sahip. Tek bir konudan öte bir hayatın farklı evreleriyle karşılaşıyoruz denebilir. İki farklı insanın çok fazla taşınmaları gerektiği için tanışmaları ve kaynaşmalarıyla açılan film bu ilişkinin evrelerini ve mesafelerin bu arkadaşlığa etkisini ortaya koyuyor. Gerçek dostluk, aile, fedakarlık ve mesafe gibi kavramların sorgulandığı film esasen bir insan hayatının evrelerine odaklanıyor da denebilir. İlişkilerin de insanlar gibi farklı dönemlerden geçtiğini, büyüdüğünü, olgunlaştığını ya da imkansız şartlara sürüklendiğini sergileyen film son yılların en beğenilen animelerinden.

Anime Filmler

9- Takahiro Omori – Hotarubi no Mori e (2011)

Hotaru, altı yaşındayken amcasının kasabasını ziyarete geldiği bir yaz ayında büyülü bir ormanda kaybolur.  Ne kadar çabalasa da bir çıkış yolu bulamayan küçük Hotaru’nun karşısına Gin adında maskeli bir çocuk çıkar. Gin, Hotaru’ya yardım ederek onu ormandan kurtarır. Ve aralarındaki arkadaşlıktan aşka doğru uzanan  ilişkiyi başlatmış olur. Hotaru insan olmadığını iddia eden ama tıpkı bir insan gibi görünen Gin’i görmek için her yazı iple çeker. Gin’in etkisi altında olduğu büyü yüzünden ona dokunamasa da arkadaşlıkları her yaz daha da büyür ve Hotaru’nun genç bir kız olmasıyla birlikte değişen duygulara eşlik eder. Var olmakla bir anda yok olmanın arasındaki ince çizgiyi konu alan Ateşböceklerinin Ormanına Doğru filmi, varlık konusuna bile değiniyor.

Anime Filmler

10- Tatsuyuki Nagai – Kokora ga Sakebitagatterunda (2015)

Küçükken çok mutlu bir çocuk olan Jun söylediği bir şey yüzünden ailesinin dağılmasına neden olur. Bu olayın üzüntüsüyle ağlayan Jun’un karşısına bir yumurta perisi çıkar. Peri başkalarını incitmesine engel olmak için Jun’un sözlerini mühürler. O günden sonra umutsuzluk içinde yaşayan Jun okulda sosyal yardımlaşma etkinliği komitesine seçilir. Üstelik etkinlikte sahnelenecek olan müzikalde başrol oynayacaktır. Türkçe’ye Yüreğin Marşı/Kalbin Müziği olarak çevrilen bu filmde bağışlanma ve aile kurumu irdelenirken müzikleriyle de izleyeni etkilemeyi başaran bir film olduğu söylenebilir.

Bu hafta SineDosya’da anime sanatının öne çıkan örneklerine yer verdik. Live Action dediğimiz gerçek yaşamdan kesitler sunan filmlerle eşdeğer bu animelerin mesajları, teknikleri, dokunduğu önemli noktalar hatta müzikleri bile sinema sanatının değerini artıracak kalitede işler. Günlük yaşantımıza kamera ya da objektif doğrultmadan da çok farklı konuları işleyebilen bu animeleri izlemek isterseniz şimdiden iyi seyirler diliyorum. Haftaya farklı bir konuda ya da bir teknikte buluşan farklı filmleri sıraladığım farklı bir SineDosya’da görüşünceye dek hoşça kalın.

Önceki SineDosya’ya Buradan Ulaşabilirsiniz

SineDosya #8 Suç Filmleri