Siz böyle dizi yaptınız da biz mi yok dedik ey The Walking Dead senaristleri? Resmen son üç haftadır arka arkaya efsane bölümler yayınlamaktasınız. Geçen sene gömdüğümüz dizi nerede, şimdiki dizi nerede. Geçen sene birbirine roket atan insanlardan şimdi politik gerilime doğru muhteşem bir adım attınız. Evet, The Walking Dead’i bu sene tanımlayan en güzel kelimeler bunlar. İçinde azınlık sorunu olan, kast sistemi olan, her türlü oyun olan muhteşem bir dizi haline geldi dizi.

Bakın sayın okuyucular, The Walking Dead daha önce de güzel sezonlar geçirdi. Dördüncü sezon efsaneydi mesela. Altıncı sezon inanılmaz güzellikteydi. Fakat dizi hiç bu hale gelmemişti. Bir anda rotasını öyle bir değiştirdi ki, resmen ağzımız açık kaldı. The Walking Dead olgunluk çağı ile resmen geri döndü. Reytingler arttı, AMC ve FX diziye tekrar saygı duymaya başladı. Kaybolan değer geri döndü be! Çalın davulları!

Başlarken

Dizinin bu bölümüne başlamadan önce, kötü olacağına o kadar emindim ki. Anlatacak her şeyi iki bölümde anlattılar, daha ne kaldı diye düşünüyordum. Meğer ceplerinde öyle çok, öyle bol malzeme varmış ki, resmen güzel bir şarkı gibi dinlemelere, izlemelere doyamadım. Yahu coşku doluyum be! Nereden başlayacağımı bilemiyorum bile.

Bölümü Justin ile açtık. Geçen hafta köyden ayrılmış ve kendi yoluna gitmişti. Tam kendi yoluna giderken bir saldırıya uğramıştı. Bu bölümün açılışında Saviorlar huzursuzluklarını belli etmeye başlıyorlar. Zira kendileri bir anda ezilen grup olmuşlar. Bunu iyice anlıyoruz. Eski alışkanlıktan mütevellit yol kesip arkadaşlarını arar hale gelmişlerken, geçen hafta saldırıya uğrayan Justin’i zombi olarak görüyoruz. Olay elbette Justin’in zombi olması değil, zaten vurgu yapılan bölüm de burası değil. En çok bu hoşuma gitti bu bölümde. İki grup yani yerliler ile Saviorlar birbirlerine girmek üzereyken araya Rick giriyor.

Burada ufak bir kesik atmak istiyorum. Rick son iki bölümdür dünyanın en iyi adamı olarak gösteriliyordu. Bu bölüm farklı değil. Muhteşem bir baba, insanların korktuğu ama saygı duyduğu bir lider olarak karşımıza çıkıyor. Bu arada öğreniyoruz ki Saviorlar bayağı bayağı köle pozisyonuna gelmişler. Her gün çalışmak zorundalar. Ayrıca silah taşımaları yasak. Kısaca isyan etmelerinden korkuluyor. Negan’ın fedaileri ne hale gelmiş. Yazık. Burda genel olarak konu Justin’e kimin saldırdığı. İşin ilginç tarafı bunu kimse bilmediği gibi, herkes de birbirinden şüpheleniyor.

Bu şüphe dalgasında ilk piyango Daryl’e vuruyor. Rick, Daryl ile konuşmaya gittiğinde bir de atar yiyor. Daryl gayet karizmatik bir şekilde onu öldürmediğini söylüyor. Bu arada bundan yaklaşık 5 dakika önce adam herkesin önünde tüm Saviorları gayet güzel tehdit etti. Katil aranırken tüm şüpheler Jadis’de toplanıyor. Yani genel olarak sabıkası bu kadar bozuk bir insansan bu normal. Sonuç olarak kaybolan insanlar var ve kim bunu yapıyor kocaman bir gizem var.

Kötüler Ortaya Çıkıyor

Jadis’de şüpheler artınca, kendisi trip atıp ‘’ben yatmaya gidiyorum’’ diyor. Arkasından da kimsenin gelmesini istemiyor. Gide gide eski çöplüğüne dönüyor. İşte bu bölümün ilk kırılması burada yaşanıyor. Çöplerin içinden çıkan bir telsiz, bize o kadar çok şey açıklıyor ki. Jadis şu an içeri sızmış bir casus. Kimle konuştuğu, nereyle konuştuğu meçhul bu arada. Sadece gizemli gizemli konuşan bir erkek sesi duyuyoruz. O sırada arkadan gelen Gabriel, Jadis’i bir güzel sorguya çekiyor.

Gabriel doğal olarak saldırganın Jadis olduğunu düşünüyor ama olay öyle değil. Jadis bambaşka bir köyden bahsediyor. Başka bir hayatın olduğundan, orası ile insan ticareti yaptığından bahsediyor. Bu insanlar Savior kökenli değiller. Bunlar bambaşka kötüler. Ben buna çok yükseldim. İşe yarayanları alan ve muhtemelen onları zorla çalıştıran başka bir köy. Hatta Jadis, Gabriel’e beraber gitme teklifi yapıyor ama Gabriel bunu kabul etmeyince bir güzel bayıltıyor onu.

Ben bu sahnenin atmosferini çok beğenmişken başka bir saldırı daha oluyor. Biri kaçırılıyor. Telsizi ve bıçağı arkaya bırakılmış. Yani son durum şu halde; biri Saviorlara saldırıp onları öldürüyor, biri de normal halka saldırıp onları kaçırıyor. Yani kısacası herkes çok tehlikede.

Bu başka köy hakkında çizgi romanda çok fazla bilgi var fakat çok gösterilen bir yer değil. Whisperers adı verilen bu grup, sürekli saçlarını kazıyan, çok açık tenli ve kamuflaj konusunda kendisini inanılmaz geliştirmiş bir grup. Çizgi romanda bir dönem Rick Grimes ile dost bile olmuşlardı hatta. İki kişi tarafından yönetiliyor ki bunların biri kadın ve biri erkek. Kadın liderin adı Alpha, erkek liderin adı Beta. Bunların olayı istedikleri zaman istedikleri yerden çıkabiliyor olmaları. Yani muhtemelen bu sene göreceğimiz Whisperers ile ilk karşılaşmamız bu oldu. Diziye nasıl yansıtırlar bilmiyorum ama çizgi romanda ne zaman görsem ufaktan tırstığım karakterleri dizide görmek beni çok heyecanlandıracak.

Başkasının Kuralları

Geri dönelim konuya. Saviorlar ufak bir saldırı gerçekleştirip Carol’a bıçak dayıyor fakat bunda da başarısız oluyorlar. Hatta Saviorların başı Mud yaralanınca onu kurtarmak için harekete geçiyorlar. Rick’in hümanist yanını da görüyoruz böylece. Bu arada asıl olay gerçekleşedi bakın. Öyle dolu dolu bölümdü bu. Yol açmak adına saldırılan Maggie ve Cyndie bir eve saldırıyorlar. Evin içinden çok sayıda zombi çıkıyor. Bir şekilde bu hallediliyor fakat zamanında gelmeyen bir ekip var. Oldu mu sana kayıp sayısı 3. Nereye gidiyor bunca insan derken, soruşturma sürüyor elbette.

Ciddi olarak şunu söylemeliyim ki bu bölümün son beş dakikası üniversitede ders olarak okutulur. Bakın ciddiyim. Yahu bu nasıl nefes kesici bir sahnedir. Hiç aksiyon olmadan, gerginlik nasıl verilir deseler bunu gösteririm. Benim yıllarca savunduğum olay en sonunda gerçekleşti. Millet birbirini keserken, sadece Rick Grimes intikam ateşi ile yanıyordu sekiz sezondur. Ötekilerin karakteri bile yoktu adam akıllı. Çok şükür ki senaristler bunu öyle bir verdiler ki resmen kanım dondu.

Daryl ile Megan gayet güzel akşam devriyesi atarlarken, yalvarma sesi ile irkilip kuytu köşeye varıyorlar. Bir de ne görsünler Cyndie ve birkaç kişi sürekli gözüken ama adını bilmediğimiz bir Savior’u diz çöktürmüş hayatı için yalvartıyorlar. Aman yapmayın derken ortaya çıkıyor ki zamanında Cyndie’nin huzurlu ve mutlu evine saldıran Saviorlar, herkesi öldürmüş, hatta 11 yaşındaki erkek kardeşini ağlatmış, sonra suratına baka baka ‘’İstisna yok’’ deyip onu da öldürmüşler. Bu sahnenin önemi, silah taşımayan Saviorlara, eskiden husumeti olanların yavaş yavaş intikamlarını almaya başlamış olmaları.

Ondan önemli olan şey ise, cezayı kesenlerin, yani insanlara saldırıp, Saviorları zombilerin önüne atanların aslında yıllarca bize masum olarak gösterilen insanlar olması. Dizi kısaca bize ‘’masum değiliz hiç birimiz’’ dedi. Maggie ise bu cesareti nereden aldıklarını sorduklarında, yine cevap olarak Maggie’yi gösterdiler. Ne zaman ki Maggie, Gregory’i astı, işte o zaman karakterler Rick’in kurallarının tek olmadığını anladılar. Yani şu an intikam rüzgarları esiyor. İnsanlar Saviorları gayet vahşi bir biçimde cezalandırıyorlar. Yani kısacası Rick’in planı bozuldu. İnsanlar huzur içinde yaşayamadılar.

Son sahnede ise tüm Saviorların köyden sürüldüğünü görmekteyiz. Daryl ve Negan ise bombayı patlattılar. ‘’Rick’in planı işe yaramadı, şimdi Negan’ın planını deneyeceğiz’’ Yoksa tüm bu intikam olayının planlayıcısı Negan mı çıkacak, onu zamanla göreceğiz. En azından şunu biliyoruz ki, Rick’e darbe yakındır. Hadi hayırlısı.

Biterken

Efendim son söz olarak The Walking Dead’in şu an çok ama çok efsane olduğunu söyleyebilirim. Bir kere eskisi gibi aman her karakteri gösterelim aceleciliği bitmiş. Bu bölümde Ezekiel’i bir kere bile görmedim ama rahatsız olmadım. Şu an dizi alışma sürecini geride bırakmış gibi gözüküyor. Ayrıca olaylar garip bir biçimde iç içe geçmiş durumda. Senarist bu olayları birbirinden iyi ayrırsa efsaneler efsanesi bir sezon bizi bekliyor.