Başrolünde Alicia Vikander’in yer aldığı Tomb Raider daha vizyona girmeden eleştiri oklarının hedefine yerleşti. Özellikle Lara Croft karakteriyle büyüyen hayranlar Vikander’in bu karaktere hayat vermek için uygun kişi olmadığına ikna olmuş durumdaydı. Öte yandan daha genç bir Lara izleyecek olmamız da kafalarda soru işareti yaratıyordu. Tüm bu olumsuz beklentilerin ardından Tomb Raider izlemeye değer mi film olmuş mu?

Tomb Raider 2018 İncelemesi

Öncelikle karşımızda bir orijin hikayesi olduğunu belirtmek gerekiyor. Tıpkı süper kahraman filmlerinde olduğu gibi önce karakteri tanıyor ve onun geçmişini öğreniyoruz. Ardından Lara Croft’un kendi sınırlarını zorlamasına şahit oluyoruz. Yani karakterin gençliğinin nedeni hikayeye, dolayısıyla da karaktere derinlik katma isteği. Ancak ortada derinlik içeren bir senaryo olduğunu söylemek zor. Çocuk yaşta babasını kaybeden Lara onun ölümünü kabullenmeyi reddediyor. Ne mirasını alıyor, ne aile evinde yaşıyor. Üniversite okuma hayallerini bir kenara bırakıp bisikletli kurye olarak çalışıyor. Onca mirasi görmezden gelip kirasını ve boks derslerinin parasını ödemekte zorlandığı bir hayata mahkum ediyor kendini. Kısacası şimdiye kadar görmeye alıştığımız pek çok klişeyi içeren bir hikayesi var. Rahat bir hayat sürmek ve mirasını iyi işler için kullanmak yerine babasının öldüğünü kabullenmemek uğruna gereksiz işlere bulaşıyor. Fakat sonunda kaçınılmaz gün geliyor. Mirasçı olmayı kabul etmek için imza atacağı sırada bulduğu ipucuyla Lara Croft’un macerası da başlıyor.

Tomb Raider 2018 İncelemesi

Hikayenin üçte biri Lara Croft’u, hislerini ve babasıyla ilişkisini anlatmaya ayrılmış durumda. Fakat kullanılan flashback (geriye dönüş) sahneleri baba – kız arasındaki ilişkinin duygusallığını izleyiciye geçirme noktasında yetersiz kalıyor. Zaman zaman bazı anlar yüreğinize dokunsa da, genel anlamıyla sıkı bir aile ilişkisi göremiyorsunuz. Aksine Richard Croft’un devamlı evden uzak olduğu bir hayata şahit oluyorsunuz. Bu yüzden sık sık kızına veda ediyor. Lara’nın babasına olan bağlılığını gösterilen sahneler üzerinden anlamak zorlaşıyor. Fakat izleyici olarak kendi ailemize duyduğumuz bağlılığı göz önünde bulundurarak empati kurmak mümkün hale geliyor.

Lara’nın beklenmedik bir şekilde babasının bulmacasını çözmesiyle hikaye hız kazanıyor. Kahramanımızın hiç bilmediği topraklara gidişine ve tehlikeli bir maceraya atılmasına şahit oluyoruz. Aksiyon sahneleri ise ortalamanın üstünde diyebiliriz. Alicia Vikander fiziksel yapısıyla Tomb Raider hayranlarını memnun edemese de, film öncesinde aldığı eğitimin etkisini hissediyorsunuz. Kovalama sahnesinde de, dövüş içeren anlarda da oldukça başarılı. İnsanüstü bir karakter tablosu çizmiyor. Zaman zaman tereddüte düşüyor, hata yapıyor ancak hayatta kalmayı başarıyor.

Tomb Raider 2018 İncelemesi

Tomb Raider’ın en büyük eksiklerinden biri kötü adamı. Film bizden Mathias Vogel’ın katıksız bir kötü olduğuna inanmamızı bekliyor. Fakat hikaye bu noktada fazlasıyla eksik kalıyor. Elbette suçsuz insanları köle gibi çalıştırması ve bunu silah gücüyle yapması iyi bir karakter izlenimi vermiyor. Bunun yanında hiç çekinmeden insanları öldürüyor olması gözümüze sokuluyor. Fakat birkaç ufak sahne dışında karakterin gerçekte nasıl biri olduğunu görme fırsatımız olmuyor. Tek bildiğimiz yedi senenin ardından artık eve gitmek istediği ve onu bekleyen bir ailesi olduğu… Yani onu bu görevi tamamlama konusunda motive eden nedir, sadece evine dönme isteği midir yoksa farklı bir kişisel çıkarı var mıdır, bilmiyoruz. Daha da önemlisi artık yıldığı bu işe nasıl bulaştığına dair bir fikrimiz de yok. Dolayısıyla iki boyutlu bir karakter olmanın ötesine geçemiyor.

Tomb Raider 2018 İncelemesi

Filmdeki aksiyon sahneleri ise oldukça başarılı diyebilirim. Özellikle lahitin içine girmelerinin ardından şahane anlar izliyoruz. Fakat bu başarının büyük bir çoğunluğu filme değil de, temel alınan oyuna aitmiş gibi hissediyorsunuz. Yine de aksiyon sahnelerinin sinemaya başarılı bir şekilde uyarlandığını söylemek mümkün. Fakat IMAX 3D’nin bu sahnelerin seyir keyfine bir katkısı olduğunu söyleyemem.

Tomb Raider’ın Lar Croft gibi bir ismi anlatmasının ardından en güçlü yanı ise hikayedeki gizemi iyi bir şekilde bağlamayı başarmasında yatıyor. Doğaüstü bir çözüm ile kolaya kaçmak mümkünken efsaneye bilimsel bir anlam yüklenmesini bir izleyici olarak takdir ettim. Ayakları yere basan bir dünya yaratmayı tercih etmişler.

Tomb Raider 2018 İncelemesi

Genel olarak baktığımızda Tomb Raider aksiyon klişeleriyle örülü ve Hollywood’un başarılı formülünün pek dışına çıkmayan bir iş. Bunun en büyük nedeni ise Lara Croft’un kendisi. Devamlı son dakikada veya şans eseri kurtulan kahramanımız daha önce izlediğimiz aksiyon filmlerinden fazlasını vadetmiyor. Ancak aslında hikayenin özüne aykırı bir durum da söz konusu değil. Dolayısıyla bu sahneler oyuna aşina olanların gözüne batmayacaktır. Bunun yanında filmlerin başrolünde daha fazla kadın oyuncu görme talebimize cevap veren bir iş olduğunu söyleyebiliriz. Fakat Wonder Woman kadar net bir misyon üstlenmiyor. Lara Croft karakterinin de hakkının verildiğini hissetmiyorsunuz. Ancak en başta söylediğimiz gibi bu bir orijin hikayesi. Tomb Raider’ın sonu da eğer gişede başarı elde edilirse Lara’nın maceralarının devam edileceğine işaret ediyor. Dolayısıyla çok daha iyi bir Lara Croft izlemek için umut var.

Eğer sıkı bir Tomb Raider hayranıysanız aksiyon sahneleri dışında bu filmde aradığınız ruhu bulamayabilirsiniz. Özellikle de Alicia Vikander’in seçilmesinden memnun değilseniz… Eğer keyifli vakit geçirmek ve ortalamanın üstünde bir aksiyon filmi seyretmek istiyorsanız yeni Tomb Raider sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler!